İsrail’in Arz-ı Mev’ud Doktrini ve Türkiye
ABD ve İran arasındaki diplomatik temasların ve müzakerelerin sürdüğü bir dönemde ABD/İsrail-İran Savaşı’nın başlaması, bölgesel dengelerin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. İsrail’in, daha önceden de olduğu gibi Ramazan ayında süregelen müzakere süreçlerini yok sayarak savaşı başlatması, bilinçli ve stratejik bir tercihin yansımasıdır. Bu tutum, diplomasinin önceliklendirildiği anlarda dahi askeri seçeneğin birincil çözüm aracı olarak masada tutulduğunu ve bölgedeki çözüm arayışlarının sistematik bir şekilde kesintiye uğratıldığını göstermektedir. İsrail’in bölge politikaları derinlemesine incelendiğinde, devletin kendi varlığının devamlılığını, çevresindeki coğrafyanın istikrarsızlığına ve sürdürülebilir bir kaos ortamına bağladığı açıkça görülmektedir. Bu perspektife göre, bölgede tesis edilecek kalıcı bir barış…