Elveda Homo Sapiens
Konuya girmeden önce küçük bir teselli: Uzmanlar henüz birbirleriyle anlaşamıyor. Kimileri felaket kaçınılmaz diyor, kimileri abartıyorsunuz diyor…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Konuya girmeden önce küçük bir teselli: Uzmanlar henüz birbirleriyle anlaşamıyor. Kimileri felaket kaçınılmaz diyor, kimileri abartıyorsunuz diyor…
Her kitlesel silahlı saldırının ardından, henüz duman dağılmadan bir politikacı mutlaka kameranın önüne geçer ve şöyle bir şey söyler: “Bu genç şiddet dolu video oyunları oynuyordu.” Cevap hazır, günah keçisi bellidir, bütçe ayrılmak zorunda kalınacak silah lobisine, seçmen kitlesini üzecek silahlanma yasaklarına asla dokunulmaz. Herkes mutludur…
Trafik sıkışıklığı için mutlaka bir sebep olması gerekmez — insanın kendisi yeterlidir Düşünün: E-5’te ilerliyorsunuz, yavaş yavaş yavaşlıyorsunuz, duruyorsunuz, bekliyorsunuz, saatlerce süren bir kuyrukta sinirleriniz gerilmeye başlıyor. Sonunda tıkanıklığın sebebini görmek için gözlerinizi kısıyorsunuz…
Bir düşünce deneyi yapın: Bir silah, hedefini kendisi seçiyor, ateşleme kararını kendisi veriyor ve yanılıyor. Karşısında bir sivil var. Hayatını kaybediyor. Mahkeme salonunda sanık sandalyesi boş. Savcı kime dava açacağını bilmiyor. Yazılımcı, “Ben sadece kodu yazdım” diyor. Komutan, “Ben sadece sistemi devreye aldım” diyor. Şirketin hukuk müşaviri ise muhtemelen tatilde. Otonom silah sistemleri çağına hoş […]
Savaşı çoğu zaman silahların evrimi üzerinden anlatıyoruz. Taştan demire, demirden baruta, baruttan atoma. Bu anlatı rahatlatıcıdır; çünkü “ilerleme” fikrine yakışır. Oysa savaşın en istikrarlı aracı ne kılıçtır ne füze. Sestir. Çünkü ses, insan bedenini değil, sinir sistemini hedef alır; bedeni öldürmeden önce zihni çökertebilir. Cengiz Han’ın ordularının kullandığı ıslık çalan oklar bu açıdan romantik bir […]