Firavunların ve Nemrutların kaçınılmaz sonu
Eskiler ne güzel söylemiş: “Zulüm arşa dayandı mı, Allah’ın gazabı yetişir.” Bu bir temenni değil, tarihin süzgecinden geçmiş, ilahi adaletin tecelli ettiği bir kanundur. Bugün Gazze’den Lübnan’a, Ortadoğu’nun her bir köşesinden yükselen mazlum feryatları, aslında bir devrin kapanışının, bir saltanatın yıkılışının habercisidir. Tarih, kendisini “dünyanın hâkimi” sanan, kibrinden burnunun ucunu göremeyen zorbaların mezarlığıdır. Hatırlayın; “Dünyayı ben yarattım, mülk benimdir” diyen Firavun, Kızıldeniz’in serin sularında boğulurken aslında kendi kibrinde boğuluyordu. Nemrut, bir sineğin karşısında aciz kalırken, saltanatının ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu tüm âleme göstermişti. Bugün karşımızda duran tablo, bu antik trajedilerin modern bir versiyonundan başka bir şey değildir. Bir…