Buzun yakıcılığı: Gabriel Garcia Marquez
Yeryüzündeki en soğuk varlığın aynı zamanda yanma hissi veriyor olması diyalektik materyalizmin kanıtı olabilir mi? Albay Don Nicolas Marquez, Aracataca’daki muz fabrikasında torunu Gabo’ya, muzları saklamak için istiflenmiş devasa buz kütlelerini gösterdiğinde, Gabo’nun buza değen elleri yanar. Gabo’nun milyonlarca okura ulaşacak Yüzyıllık Yalnızlık eseri de şöyle başlar. “Albay Aureliano Buendia, yıllar sonra idam mangasının karşısına dikildiğinde, babasının onu buzu keşfetmeye götürdüğü o çok uzaklarda kalmış ikindi vaktini anımsayacaktı.” Buzdan, edebiyat tarihini yakacak bir kitabın çıkması değildir elbette “diyalektiği” çağrıştıran. Aracataca’daki o muz fabrikasının, kârını arttırdıkça daha fazlasını –hep daha fazlasını- istemesi ve işçilerinin maaşlarını düşürmesi sonrası çıkan çatışmadır. Tıpkı Latin Amerika geleneğindeki büyünün, ABD’nin beton gibi tek tip kültürüyle çatışması gibi.