Yüzde birin ağırlığı doksan dokuzun ayazı
Sabahın kör ayazında, kalorifer peteği nefesini tutar. Binlerce kilometre ötede atılmış bir imzanın isli kokusu odaya dolmaya o an başlar. Soğuyan sadece demir değildir; bir coğrafyanın damarlarında dolaşan enerjinin nabzı usulca yavaşlar. Tahran’dan kesilen gazın faturası, İstanbul’daki bir sabah çayının buğusunu dondurmaya yetecek kadar ağırdır. Uluslararası diplomasinin o ağır ve köşeli kararları, sızacak bir yarık bulup doğrudan evimizin kalbine oturur. Tarih, sadece geçmişin değil, bugünün de aynasıdır. Tıpkı 1929 yılında, nüfusun yalnızca yüzde onunun okuma yazma bildiği bir dönemde, koca puntolu gazetelerin dönemin seçkinleri tarafından, yine o seçkinlerin çıkarları doğrultusunda kurgulanması gibi, bugün de küresel anlatı dar bir zümrenin kaleminden…