Menü
Anasayfa / Yazarlar / Eklenme: 02.06.2026 00:50

Yapay zekâ çağında, sayısal-sözel çekişmesinin kaderi

Türkiye’de on yıllardır tartışılan ve neredeyse kesin hükme bağlanarak toplumsal bir klişeye dönüşen bir yaklaşım var: Yüksek zekânın büyük ölçüde sayısal zekâdan ibaret olduğu; gerçek başarının ise sayısal problem çözme becerisi, matematiksel kapasite, fen bilimlerinde üstün performans gösterme ve bunların pratik uzantısı kabul edilen mühendislik, tıp, yazılım, finans gibi alanlarda kariyer edinmekle ölçüldüğü düşüncesi…Bu anlayış, kendisini gündelik hayatta çok tanıdık klişe değerlendirmeler ve küçümseyici ifadelerle ortaya koyuyor:“Gerçek zekâ sayısaldır.”“Matematiği iyi olan her şeyi yapar.”“Sözel bölümler ezberdir.”“Sözelciler çalışmadan yüksek not alır.”“Edebiyat, sanat, sosyoloji okuyup ne olacaksın?”“Ülkeye fayda sağlayan alanlar mühendislik ve tıptır.”“En yüksek puanlı öğrenciler sayısala gider.”Hatta biraz daha vulgarize olmuş, halk diliyle mesele çoğu zaman şu noktaya kadar indirgeniyor:Sayısal zekânın dışındaki alanlar; yani sosyal bilimler, felsefe, sosyoloji, siyaset bilimi, sanat, tarih, estetik, edebiyat, tasarım ve benzeri disiplinler; “ikinci sınıf,” “kolay,” “boş,” “işe yaramaz” veya “başarısız öğrencilerin yöneldiği alanlar” gibi görülüyor.Son dönemlerde bilgi felsefesi ve zeka teorileri alanında ve bilim çevrelerinde çokça atıf alan ve itibar gören bir söz var:“Desen (örüntü) tanıma” (pattern recognition), zekânın en yüksek biçimidir.”Bu söz; ünlü fütürist, mucit ve Google’ın mühendislik direktörlerinden Ray Kurzweil’in “Bir Zihin Nasıl İnşa Edilir?” kitabında dile getirdiği görüşlerle özdeşleştiriliyor.Kurzweil’e göre, “İnsan beynindeki milyarlarca nöronun bir araya gelmesiyle oluşan “neokorteks” (beyin kabuğu), bir “desen tanıma” makinesidir ve bizim zekâ, algı ve hafıza dediğimiz her şey, bu hiyerarşik desen tanıma mekanizmasının bir ürünüdür.” Yani onun gözünde zekâ; üst düzey zihin kapasitesinin bir işlevi olarak desenleri (örüntüleri) tanıma, depolama ve uygulama yeteneğinden ibarettir. Dolayısıyla yapay zekânın zirvesi de bu yeteneği taklit edebilmektir.Bilgi hiyerarşisi ve modern yapay zekâ felsefesinde ise zekânın ölçütü, dağınık veriler ile enformasyonun içindeki gizli düzeni (deseni) keşfederek bunu geleceği tahmin eden bir bilgeliğe dönüştürebilme becerisinde yatar…