ABD’de bankacılık sektöründe uzun süredir tartışılan “itibar riski” kavramı, Trump yönetiminin yeni düzenleme yaklaşımıyla yeniden gündeme geldi. Wall Street Journal’da yayımlanan görüş yazısında, bu kavramın bankacılık denetimlerinden çıkarılmasının finansal sistem açısından önemli bir değişim olduğu vurgulanıyor.
Yazıda, geçmişte düzenleyicilerin bankaları yalnızca finansal riskler üzerinden değil, aynı zamanda “itibar riski” üzerinden de değerlendirdiği hatırlatılıyor. Bu yaklaşımın, bazı sektörler veya bireylerin bankacılık hizmetlerine erişiminin dolaylı şekilde kısıtlanmasına yol açtığı savunuluyor.
Trump yönetimi ise bu uygulamayı “siyasallaşmış bankacılık” olarak nitelendiriyor ve bankaların müşterilerini siyasi görüşleri ya da yasal faaliyetleri nedeniyle dışlamasının önüne geçmeyi hedefliyor. Bu kapsamda federal düzenleyicilere, denetim süreçlerinden itibar riski kavramını kaldırmaları yönünde talimat verildi.
Yeni yaklaşım, bankaların müşteri kabulü ve hizmet sunumunda daha objektif, ölçülebilir finansal kriterlere odaklanmasını öngörüyor. Buna göre bankalar, yalnızca kredi riski, piyasa riski veya operasyonel risk gibi somut finansal faktörlere göre karar vermeli.
Düzenleyici kurumlar da benzer şekilde itibar riskinin bağımsız bir denetim kriteri olmaktan çıkarılması yönünde adımlar attı. Federal kurumlar, bu kavramın belirsiz ve öznel olması nedeniyle denetim süreçlerinde tutarsızlıklara yol açabileceğini ifade ediyor.
Bununla birlikte eleştirmenler, bu değişikliğin bazı riskleri göz ardı edebileceğini savunuyor. Özellikle bankaların müşterilerinin faaliyetlerinin kamuoyu algısı üzerindeki etkisini tamamen dikkate almamasının, uzun vadede finansal sistem açısından yeni sorunlar doğurabileceği belirtiliyor.
Analizde ayrıca “debanking” olarak adlandırılan, bankaların belirli müşteri gruplarına hizmet vermeyi reddetmesi meselesine de değiniliyor. Bu uygulamanın geçmişte bazı sektörler ve siyasi gruplar açısından tartışmalara yol açtığı, yeni düzenlemelerin ise bu tür uygulamaları sınırlamayı hedeflediği ifade ediliyor.
Sonuç olarak yazıda, Trump yönetiminin attığı bu adımın bankacılık sisteminde daha net ve ölçülebilir kurallar getirmeyi amaçladığı, ancak düzenleyici esnekliğin azalmasının yeni tartışmaları da beraberinde getirebileceği belirtiliyor.
Kaynak:
Bu haber, Wall Street Journal’da yayımlanan “Banks, Regulators and ‘Reputational Risk’” başlıklı görüş yazısından derlenmiştir.
https://www.wsj.com/opinion/banks-regulators-reputational-risk-trump-fdic-97cea579