Menü

Buğra Kavuncu Cumhur İttifakı’nın Planını Açıkladı

11 Nisan 2026, 00:08 4 dk 11

Şimdi tabii biz bugüne bir günde gelmedik. Altınları bozduralım; sanki kendi parasından bahsediyor. Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yok ettiğiniz gün bitti zaten o işler. Yani bir ülkeye verebileceğiniz en büyük zarar. Çünkü Merkez Bankası’nın bağımsızlığı, seçim dönemlerinde iktidarların seçim ekonomisi uygularken talan etmemesi için bir kontrol mekanizmasıydı. Bunu Cumhurbaşkanı kararnamesiyle aldılar ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yok ettiler.

Geçenlerde Merkez Bankası başkan yardımcısı bir açıklama yaptı. Aslında her sorumluluk sahibi bürokratın söyleyebileceği bir cümleydi: “Eğer seçim ekonomisi sebebiyle böyle bir gevşeme olursa biz de sıkılaşırız.” Yani uygulanan programı seçim ekonomisine kurban ettirmeyiz dedi. Ciddi bir bürokrat tavrı gösterdi ama adamı linç ettiler.

Şimdi buradan anlıyorsunuz, bir hazırlık olacağını; o yolun taşlarını o şekilde döşeyecekler. Ara seçimle ilgili soru çok kıymetli. Bunun çok büyük bir yükü de yok. Neden yapmaz bir iktidar, neden hayır der? Bunun tek sebebi var: korku. Sonuçlardan korkuyorlar. Sekizinin yedisinin bizim aleyhimizde olacağını görüyorlar. Sekizde sekizin kendi lehine olacağını görse yarın aldırır o kararı.

Dolayısıyla cevap çok net. Bu kadar genel seçimlere yaklaşmışken kaybedeceği bir seçimi istemiyor, korkuyor. Ölçtürüyorlar, sonucu biliyorlar. Neticeyi görüyor. Yoksa 7’ye 1, 8’e 0 olacağını görse yarın aldırır o kararı.

Şimdi ne yapılacak, neler olacak? Bütün bu tutuklamaların son derece hukuki olduğunu anlatma ihtiyacı olan bir iktidar, bugünkü Adalet Bakanı’nı o pozisyona koyar mı? İBB davasının savcısı, bütün dosyaları hazırlamış; yarın bu davayla ilgili bir itiraz olduğunda, kimin istinaf yetkisi olacağına karar verecek olan kişi yine kendisi. Kararı verecek hâkimlerin sicilini de HSK Başkanı olarak belirleyecek. Böyle bir tuhaflık olabilir mi?

Bakıyoruz, bakan yerinde değil. Milliyetçi Hareket Partisi il başkanının makamında, ardından AK Parti il başkanının makamında. İlleri geziyor ve sadece Cumhur İttifakı’na mensup partilerin il başkanlıklarını ziyaret ediyor ya da Saray’ın hukuk politikaları başkanı gibi davranıyor.

Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı, hele seçime giderken, iktidarı ya da muhalefeti değil; herkese güven verecek kişiler olmalı.

Seçim sadece sandıktan ibaret değil. Denetlenebilir, şeffaf ve seçim öncesi ve sonrası her türlü demokratik ortamın sağlandığı bir Türkiye’yi var etmek zorundayız. Bunun tam tersi istikamette gidiliyor.

Dünyada dengeler değişiyor, artık tek bir süper güç yok. Türkiye kendini yeniden konumlandırmak zorunda. Ancak Rusya ve Çin denirken, eğer motivasyon basın özgürlüğünün olmadığı, yargının tarafsız olmadığı bir iklime yakınlaşmaksa bu kabul edilemez.

Avrupa Birliği ile Amerika arasında yaşanan kopuş, Türkiye için bir fırsat alanı doğuruyor. Türkiye ve Avrupa Birliği’nin birlikte hareket ederek yeni bir merkez oluşturma iddiası olabilir. Yüzümüzü döneceğimiz yer burası olmalı.

Rusya ve Çin modeli denildiğinde; muhaliflerin susturulduğu, basının özgür olmadığı, seçimlerin manipüle edildiği bir düzen endişesi taşıyorum.

Millet sandığa gider. Bu, tebaa olmakla olmamak arasındaki çizgidir ve Türk milleti bunu her zaman göstermiştir. Ancak artık bunu başka bir seviyeye taşımamız gerekiyor. Sadece sandık değil; sandığın öncesi ve sonrası da önemlidir.

Muhalefetin, özellikle hukuk, sandık güvenliği ve özgür seçimler konusunda her türlü iş birliğini mutlaka göstermesi gerekiyor.

Düşüncelerinizi Paylaşın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.