Gülsen Tuncer’in ardından…
Son zamanlarda hep “ardından…” yazıları yazmaya başladığımı fark ettim. Hiç dinmeyen bir eksilme duygusu var içimde…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Son zamanlarda hep “ardından…” yazıları yazmaya başladığımı fark ettim. Hiç dinmeyen bir eksilme duygusu var içimde…
Değerli araştırmacı ve yazar Sabahattin Selek’in yerleştirdiği kavramla, “Anadolu İhtilali”nin en önemli ve belirleyici aşamalarından biri, 26 Ağustos’ta Büyük Taarruz’la başlayıp 30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde zaferle noktalanan harekâttır. Yurdumuzun askeri işgali fiilen bu tarihte sona ermiş, bu zaferi çeşitli kentlerimizin kurtarılması ve daha sonra “Anadolu İhtilali”nin diğer aşamaları, saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin kurulması, hilafetin kaldırılması […]
“İnsan nice yollardan geçecek insan oluncaya dek./ Kuşlar nice denizler aşacak bir kumsal buluncaya dek./ Nice insanlar daha ölecek top tüfek susuncaya dek./ Esen yeller bilir bunu dost, bunu esen yellere sor.” Hepimiz o güzel sesi ve ilk defa duyduğumuz şarkının çarpıcı sözlerini dinliyoruz. İlk defa derken, şarkının orijinalini, İngilizcesini değil, Türkçesini kastediyorum…
Futbola hiç yakınlık duymadım. Aslında dedemlerin Maçka’daki ahşap konağında, o geniş aile ortamında futbol önemli konulardan biriydi ve ailenin erkekleri farklı farklı takımları tutarlardı…
31 Ağustos 2021 tarihinde, bence çok erken yitirdiğimiz Ferhan Şensoy, Türk tiyatrosunun yetiştirdiği en özgün sanatçılardan biriydi. Çağına tanıklık etme gereğini “komik-i şehir” geleneğiyle bütünleştiren Ferhan, suya sabuna dokunmayı görev bilmiş bir “kavuklu”ydu…
Yine bir 2 Temmuz geldi ve geçti. Türkiye yakın tarihinin en canavarca katliamlarından biri olan ve 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta memleketimizin yetiştirdiği çok değerli şairlerin, sanatçıların, aydınların, gençlerin gerici bir güruh tarafından yakılarak katledilmesi ve bunun, dönemin iktidarı başta olmak üzere herkes tarafından seyredilmesi tarihe “Sivas katliamı” veya “Madımak katliamı” diye geçti…
2000 yılında katıldığı bir konferansta, meslektaşlarının içinde bulunulan dönemi hâlâ Holosen diye adlandırmakta ısrar etmelerine tepki gösteren Nobel ödüllü atmosfer kimyacısı Paul Crutzen, artık o dönemin geride kaldığını vurgulayarak “Antroposen çağındayız!” dedi. Holosen yaklaşık 12 bin yıl önce son buzul çağının sona ermesiyle başlayan ve günümüze kadar devam ettiği, en azından Crutzen’in bu çıkışına kadar, […]
Tiyatro oyunlarının süreleri epey zamandır tartışılan, iletişim araçlarındaki inanılmaz dönüşümle birlikte iyice gündemi işgal eden bir konu: “Oyun keşke bu kadar uzun olmasaydı”, “Tek perdelik oyun idealdir” ya da “Hızlanan çağımızda seyircinin ilgisi ancak belirli bir süre canlı kalıyor, sonra siliniyor” gibi cümlelerle çok sık karşılaşılıyor. Bu hızlanan çağ meselesi benim de kafamı kurcalıyor epeydir…