Ozan Gven olay bize ne anlatyor?
Ozan Güven’i tanımam etmem; sadece oynadığı dizi ve filmlerden bilirim. Hiçbir şeyine kefil olamam, avukatı da değilim…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Ozan Güven’i tanımam etmem; sadece oynadığı dizi ve filmlerden bilirim. Hiçbir şeyine kefil olamam, avukatı da değilim…
İlahiyat profesörü Ali Murat Daryal, akademik kimliğinin yanı sıra “şahsına münhasır” kişiliğiyle de iz bırakmış bir isimdi. Kendisi hem İslami ilimler hem psikoloji hem de Arap-Fars filolojisi üzerine eğitim almış çok yönlü bir münevverdi…
İstanbul’un mayıs havasına, AKM’nin o heybetli Türk Telekom Opera Salonu’nun kendine has büyüsü karışıyor. 17…
Oyuncu Erkan Petekkaya’nın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik sert çıkışının ardından sosyal medyada hedef hâline gelmesi ‘mahalle baskısını’ yeniden hatırlattı. Aslında “mahalle” dediğimiz şey bizim kültürümüzde sıcak bir kelimedir…
Günümüz dünyasında savaşlar artık sadece cephede, namluların ucunda verilmiyor; asıl büyük çarpışma anlatılar ve algılar üzerinden yürütülüyor. İnsanoğlu var olduğu günden beri hikâyeler anlattı, onlara inandı ve hatta o hikâyeler uğruna canını verdi…
Keriman Halis Ece’nin 1932’de dünya güzeli seçilmesi, sıradan bir magazin hadisesi değil; erken Cumhuriyet’in ideolojik ve siyasi projesinin pırıltılı bir vitriniydi. Bu taçla birlikte Türkiye, “geri ve kapalı toplum” imajını yırtıp atacak; Batılı, laik ve modern kimliğini dünyaya tescil ettirecekti…
Anadolu ve dünyanın dört bir yanından kaçırılan tarihi eserler iade edilse bugün Avrupa’nın o meşhur müzeleri epeyce boş kalırdı. Benzer şekilde; tarih boyunca sömürgecilikle elde edilen zenginlik asıl sahiplerine nispiyle geri dönse, o ışıltılı bulvarlar ve görkemli yapılar da sönüp giderdi…
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın, küresel bir markanın 2026 Anneler Günü reklam filmi üzerine yaptığı çıkış, aslında buz dağının görünen kısmına işaret ediyor. Annelik gibi kutsal ve fıtri bir kurumu, “köpek annesi” olma kavramıyla eşitleyen, aradaki mahiyet farkını silikleştiren bu yaklaşımın tesadüf olmadığını biliyoruz…
Hatırlıyorum da 90’larda müthiş bir “aile planlaması” propagandası vardı. Hastane duvarlarına iliştirilen afişlerde, ekranlarda ve gazetelerde “Bakabileceğin kadar çocuk yap.” denilerek çekirdek aile özendiriliyordu…