Köleler iktidara geldiğinde
Biz tarihi, hamâset için değil ibret almak için okuruz… “Bağını çöz, hür ol ey oğul; ne vakte dek gümüş bağının, altın bağının esiri olacaksın?” demiş Celaleddin Rumî…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Biz tarihi, hamâset için değil ibret almak için okuruz… “Bağını çöz, hür ol ey oğul; ne vakte dek gümüş bağının, altın bağının esiri olacaksın?” demiş Celaleddin Rumî…
Afallama deyince aklınıza şu mahalle bu mahalle gelmesin. Toptan bir sosyolojiden bahsediyoruz…
Geçende semt pazarına çıktım. Tezgâh önünde bizi itip kakan atak kadınlar için yanımdaki ensesi kalın adam: “Bir tane sıtambul var, bunnar dağdan ünmüş ayu kibi!” demişti de hem gülmüş hem düşünmüştüm…
Ne zaman iki elinin parmaklarıyla kalp işareti yapan -siyasetçi olur şarkıcı olur- bir eleman görsem içim kararır. Ya sıradan bir sahtekârdır o ya da “süzme” bir idiotloji…
Felsefemizin kurucu metinleri Batı dillerine aktarılırken çoğunlukla değiştirilmiştir. Edward FitzGerald’ın 1859 tarihli Hayyam-Rubaiyat baskısından, Farsça bilmeyen Coleman Barks’ın Mevlâna çevirilerine, İbn Arabî’nin Spinoza süzgecinden geçirilip panteizme indirgenmesinden İbn Haldun’un pozitivist sosyolojiye hapsedilmesine uzanan bir istismardır bu…
Laf kalabalığına saklanma hastalığı ve onaylanma hırsı… Modern psikoloji tüm bu farklı tezahürlerin kökeninde, çocuklukta çekilen duygusal acıdan (travmadan) kaçma dürtüsünün ve beynin “tanıdık” kimyasal sarsıntılara duyduğu açlığın yattığını gösterir…
Yaz bitti biter. Gider o altın saçlı bronz kadın…
Bizim medeniyetin külliyatında, paragözlerle gönlü zenginler arasındaki fark; insanları istismar edip servet biriktirenlerle… hakikatin peşindeki gerçek bilgeler arasındaki farktır…
On yıl boyunca bir gölge gibi yaşadı. Sonra tek bir fotoğraf, onu açığa çıkardı…