Küllî Kâide: 20 Zarar İzâle Olunur, yani zarar giderilir…
Bir zarar verildiğinde tazmîn etmek zarûrettir. Tazmîn; misli ile değil, usulüne göre olur…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Bir zarar verildiğinde tazmîn etmek zarûrettir. Tazmîn; misli ile değil, usulüne göre olur…
Birisine zarar vermek câiz olmadığı gibi, kendisine zarar verene de zararla mukâbelede bulunmak câiz değildir. Dolayısıyla bu maddenin iki unsuru vardır… Herkes hak ve hürriyetlerini dilediği gibi kullanır…
Kelime Anlamı: DİK; daralmak, sıkışmak ve zorlaşmak; MÜTTESİ’ ise genişlemek, ferahlamak ve kolaylaşmak demektir. Kavramsal Anlamı: Bir iş veya durum güçleşip insanı çıkmaza soktuğunda, o işte bir kolaylık ve genişleme yolu açılır…
Meşakkat ve sıkıntı, kolaylık sebebidir. Meşakkat teysiri celbeder; Yani zorluk, peşinden kolaylığı ve suhûleti getirir, her türlü sıkıntı ve darlık ânlarında kolaylaştırma yoluna gidilir… Meşakkat: Zorluk, güçlük, sıkıntı demektir…
Evet, İctihâd, ictihâd ile bozulmaz. İctihad: Nassın bulunmadığı bir konuda bir âlimin, araştırmaları sonucu belirttiği görüşüdür…
Alâ Hilâfi’l-Kıyas Sâbit Olan Şey Sâire Mâkîsûn Aleyh Olmaz (Kıyasa aykırı olarak sâbit olmuş hükümlere, bir başkası kıyas yapılamaz.) Kıyas usulüne uymadığı halde, yani kıyas yaparak varılması imkânsız bir şekilde nassla sâbit olmuş veya zarûret icabı kabul edilmiş bir hüküm, buna benzer başka mes’elelere delil olmaz. Yani bu istisnâî hükme istinâden kıyas yapılamaz… Nitekim mevcut […]
Sübut ve delâleti kat’i naslarla sâbit olan bir konuda ictihâd câiz değildir… Kur’ân’da ve hadislerde açık ve muhkem bir şekilde haram ve helal olarak belirtilen hususlarda, bütün mezhepler ve müçtehitler ittifak etmiştir ve etmek zorundadırlar. Mezhepler böyle kat’î ve kesin hükümler üzerinde fikir yürütemezler ve yürütmemişlerdir…
Yani açık beyan karşısında yorumlara i’tibâr edilmez… Şayet açık olmayan bir sözden bir ma’nâ çıkıyorsa, BU SÖZ BUNA DELÂLET EDİYOR denir. Bir söz veya fiilde sarâhat (açıklık) bahis mevzuu olduğunda, artık başka ma’nâ aranmaz…
Kelimenin delâlet ettiği hakiki ma’nâya göre hükme varılır; karine olmadıkça mecâz-i ma’nâya veya tağlîb (çoğunluğa göre hükmetmek) kâidesine göre ma’nâ çıkarmaya gidilmez. Meselâ : a) Bir kimse oğlu için bir şeyler vasiyet ederse, oğlunun oğlu (torunu) buna girmez…