Gençlik ve Kurumlar
Pazar günkü yazıda siyasal alanda “kurumsal sınırların nerede başladığı ve nerede bittiğini” tartışmıştık. Bilgi Üniversitesi meselesinde ise aynı tartışma, eğitim ve gençlik üzerinden daha görünür hale geliyor…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Pazar günkü yazıda siyasal alanda “kurumsal sınırların nerede başladığı ve nerede bittiğini” tartışmıştık. Bilgi Üniversitesi meselesinde ise aynı tartışma, eğitim ve gençlik üzerinden daha görünür hale geliyor…
CHP “mutlak butlan” meselesi ile İstanbul Bilgi Üniversitesi kararı aynı haftaya denk geldiği için kamuoyunda ortak bir duygu yarattı: “Kurumsal güvenlik” ve “hukuki öngörülebilirlik” kaygısı. Biri siyasal alanı, diğeri akademik alanı ilgilendiriyor ama tartışmanın merkezinde aynı soru var: “Türkiye’de kurumların geleceği seçimle mi, idari/yargısal müdahaleyle mi şekilleniyor?” Bu çerçeve önemli, çünkü bu hafta yaşanan tartışmaların […]
19 Mayıs 1919’u yalnızca bir tarih olarak okumak, onu eksik anlamaktır. Çünkü Atatürk’le birlikte Samsun’a çıkan şey, sadece bir vapur değildi; tükenmişliğin içinden yeniden ayağa kalkma iradesiydi…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kazakistan dönüşü uçakta yaptığı açıklamaların konu başlıkları tanıdık: CHP’den AK Parti’ye geçen belediye başkanları, yeni anayasa tartışmaları, “Terörsüz Türkiye” söylemi, dijital düzenlemeler ve aile politikaları… Ancak konuşmanın tamamına birlikte bakıldığında, Türkiye’de önümüzdeki dönemin nasıl şekilleneceğine dair bir çerçeve çiziliyor. Çünkü burada tek tek cümlelerden ziyade, bir “siyasi yön duygusu” var…
Pek çoğunuz duymuşsunuzdur; Macaristan’da 16 yıllık Viktor Orban hükümeti son seçimlerde kaybetti. Yeni başbakanın görevine başladığı şu günlerde Orban’a yakın bir iş insanı olan Gyula Balásy’nin medya, iletişim ve etkinlikler alanında faaliyet gösteren şirketlerini bilabedel Macaristan devletine devretmeyi teklif ettiği konuşuluyor…
Cumhuriyet Halk Partisi hakkındaki kurultay tartışması artık yalnızca parti içi bir çekişme olmaktan çıktı. Bir tarafta “şaibeli kurultay” söylemleri yükseliyor, diğer tarafta “siyasi mühendislik” suçlamaları yapılıyor…
Anneler Günü vesilesiyle yayımlanan bir reklamın, “annelik” kavramını hayvan sahipliği üzerinden hikâyeleştirmesi üzerinden koparılan fırtına, Türkiye’de gündemin nasıl şekillendirildiğini yeniden görmemizi sağladı. Esasen kimsenin yaşamına doğrudan zarar vermeyen, bireysel tercih ve duygusal bağ alanına giren bir anlatının bu denli büyütülmesi; yalnızca bir değer tartışması değildir…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla resmi gazetede yayınlanan genelgeyle, 2026-2035 dönemi “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan edildi. Mayıs ayının son haftası da bundan böyle “Milli Aile Haftası” olarak kutlanacak…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı yeni vergi teşviki ilk bakışta oldukça iddialı: Yurt dışında yaşayan ve son üç yıldır Türkiye’de vergi mükellefi olmayanlar ülkeye gelirse, 20 yıl boyunca yurtdışı gelirlerinden vergi alınmayacak; veraset ve intikal vergisi de yüzde 1 gibi oldukça düşük bir oranla sınırlandırılıyor. Kâğıt üzerinde bakıldığında, bu düzenlemeye “yanlış” demek kolay değil…