İktidarın dili ve şiddet
Toplumsal şiddetin çeşitli kaynakları vardır: Cuma günü bunları sekiz grupta toplamıştım. Bugün bunların içindeki çok etkili bir alt grup üzerinde duracağım…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Toplumsal şiddetin çeşitli kaynakları vardır: Cuma günü bunları sekiz grupta toplamıştım. Bugün bunların içindeki çok etkili bir alt grup üzerinde duracağım…
Şiddetin “toplumsal kaynaklarını” şöyle özetleyebilirim: Rüzgâr eken fırtına biçer! Kindar nesil yetiştirirseniz sonuçta, ortada birbirini öldüren insanlardan başka kimse kalmaz…
Yazının sonunda söyleyeceğimi en başta belirteyim: “İlliberal Demokrasi” terimi, diktatör eğimli demagog politikacıların ve onların destekçilerinin, “Demokratik Rejim” yokken, varmış gibi yaparak halkı ve dünyayı aldatmak için uydurdukları bir yalandır! Çünkü özgürlükçü olmayan bir rejim Demokrasi olamaz…
Hitler’in bize öğrettiği gerçek, Demokratik Rejimlerin yumuşak karnının, Temel Hak ve Özgürlüklerin yeterince korunamaması olduğudur! Demokrasiye karşı en büyük tehdit, “Milli İrade” gibi kavramların arkasına sığınılarak savunulan “Çoğunluk Diktatörlüğü” anlayışının, bir din ya da ırk grubu adına Temel Hak ve Özgürlükleri ihlalidir…
Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe alışmayacağız: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasını isteyeceğiz… Anayasa’yı savunmanın, bütün yurttaşların ana görevi olduğunu anımsatacağız…
Aslında bugün “Haksızlık, Hukuksuzluk ve Adaletsizliğe Alışmayacağız; Tekrar Tekrar Karşı Çıkacağız” başlıklı bir yazı yazacaktım. Fakat Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları için aşağıdaki satırları yazmış olan ve yakından tanıdığım Yalçın Küçük ölünce kendisine Allah’tan rahmet ve sevenlerine başsağlığı dileyerek hakkındaki gerçekleri yazmak gereğini hissettim…
Bugün konumuz: İsrail Konsolosluğu’na yapılan saldırı ve İran’ın ABD’ye bildirdiği on maddelik ateş-kes koşulları ile ilgili olarak SAVAŞ! Özal döneminin ünlü sözüdür: “ALIŞIRLAR, ALIŞIRLAR!” Anayasa ihlaline…
2015’te ne olduğunu anımsayalım: Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra yapılan 7 Haziran seçimlerinde AKP tek başına hükümeti kurma gücünü yitirmişti. Seçim sonuçlarını anımsayalım: Dikkat edilirse, iki seçim arasında AKP’de görülen artış, neredeyse, MHP, HDP ve SP’deki azalışa eşittir…
1) Bugün, iktidar uğruna insanları katledenlerin, hapsedenlerin, ister Firavun olsunlar, ister İmparator, ister Şah, ister Padişah; ister Piramitleri, ister Terra Kota Ordularını yaptırsınlar; insanlığın yüz karası ZALİMLER olarak tarihe geçtiklerini belirtecektim… 2) Ülkemizdeki uygulamaların, 1215’te kabul edilen Magna Carta’nın bile gerisinde kaldığına işaret edecektim…