02
Nis
2026
Balat’ın Hafıza Odası: Entelektüel Bir Rönesans
İstanbul’un bazı semtleri vardır ki, orada sadece sokaklarda yürümezsiniz; zamanın katmanları arasında bir yolculuğa çıkarsınız. Balat, o her taşın altından bir imparatorluk fısıltısının yükseldiği, cumbalı evlerin birbirine sır verdiği kadim mahalle… Şimdilerde bu tarihi doku, sadece estetik bir dekor olmanın ötesine geçerek, şehrin en taze ve en derinlikli entelektüel buluşmalarına ev sahipliği yapıyor: Tuvan Sohbetleri. […]
01
Nis
2026
Şehrin Kalbinde Bir Nefes Molası: Ruhumuza İyi Gelen Kadın Dokunuşları
Bazen hayatın koşturmacasında kendimizi unutuyoruz, değil mi? Sesler birbirine karışıyor, zihnimiz hiç susmuyor. İşte tam böyle anlarda, bir elin omzumuza dokunup “Yavaşla, buradasın ve değerlisin” demesine ihtiyaç duyuyoruz. Bugün size köşemde, ruhumuza o şefkatli dokunuşu yapan, vizyonlarıyla içimizi açan iki şahane kadın girişimciden bahsetmek istiyorum. Bir Vizyoner: Hülya Dinç Kanat ve The Muse Dünyası The […]
23
Mar
2026
Sonsuzluğun Sahibine Yürüyen Bir “Gül” Devri: Muhsin Yazıcıoğlu
Bazı insanlar vardır; yaşadıkları çağa sığmazlar, sığamazlar. Onlar, tarihin akışı içerisinde sadece bir isim değil, birer “haysiyet abidesi” olarak yükselirler. 25 Mart 2009… Keş Dağı’nın ayazında, sadece bir helikopter değil; Türk siyasetinin tertemiz kalbi, Anadolu’nun yiğit sesi, “fırıldaklaşmaya” inat dik duran bir çınar buz kesti. Bugün, o hüzünlü şehadetin yıl dönümünde, Muhsin Yazıcıoğlu’nu sadece anmak […]
16
Mar
2026
Bir Hikâyenin Perdeye Yansıması: Abdullah Çatlı
Bazı hayatlar vardır; gazetelerin köşelerinde, mahkeme tutanaklarında, hatıralarda ve kulaktan kulağa anlatılan anılarda dolaşır ama bir türlü hak ettiği büyük anlatıya kavuşamaz. Abdullah Çatlı’nın hayatı da yıllardır biraz böyleydi. Şimdi o hikâye sinemanın perdesine taşınıyor. Ve doğrusu bu cesareti gösteren film ekibini takdir etmek gerekiyor. Çünkü Türkiye’nin yakın tarihine dokunan her hikâye, yalnızca bir biyografi […]
14
Mar
2026
Bir Hafızanın Ardından
Bazı insanlar ölmez; sadece konuşmayı bırakırlar. Ama söyledikleri, bir milletin zihninde yankılanmaya devam eder. İlber Ortaylı da öyle bir adamdı. Onun sesi yalnızca bir tarihçinin sesi değildi. Bir imparatorluk bakiyesinin, bir medeniyet hafızasının, biraz da sert ama babacan bir öğretmenin sesiydi. Bugün Türkiye’de tarih konuşuluyorsa, bu biraz da onun sınıfta azarlayan ama ufuk açan o […]