Ben bilmem!
Kişi bilerek doğmaz, bildiğini unutarak doğar. Çünkü dünya unutkanlıktır, o unutkanlıktan uyanıp unuttuğunu hatırlamak için hakikat arayışıyla gün gün yol alır, ömür süreriz…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Kişi bilerek doğmaz, bildiğini unutarak doğar. Çünkü dünya unutkanlıktır, o unutkanlıktan uyanıp unuttuğunu hatırlamak için hakikat arayışıyla gün gün yol alır, ömür süreriz…
Her şey hızla değişirken kitap okuma alışkanlıklarımızda da bazı değişiklikler olması kaçınılmazdı. Hâlâ kitapları kitaplardan okuyanların sayısı daha fazla, en azından benim gözlemim bu. Ancak metinleri çeşitli büyüklükte dijital ekranlardan okuyanların ve şimdilerde dijital okuma kayıtlarından dinleyenlerin sayısı da hiç az değil! “Kitap bu, yeter ki okunsun, nereden okunduğunun ne önemi var?” diyenler olabilir. Elbette […]
Bahar kapıda, kimine geldi, kimine geldi gelecek. İçimizde ağaç dallarında tomurcuğa duran çiçeklerin sevinci ve heyecanı var mı peki? Olsun mutlaka! İnsan heyecanıdır, canı heyecanı kadardır. İçler titresin heyecandan. Baharın ayak seslerine kulak verilsin, kapılarda beklensin bahar, pencerelerde beklensin. Hayallerde beklensin. Çırpılsın o heyecanla ipek kanatları gönüllerin. Avuçlar açılsın, güneşin öncü süvarileri biriktirilsin avuç içlerinde. […]
İyi kötü karnımı doyurabilmek için kendime herhangi bir iş aradığım yıllarda (bu hali bilenler bilir), yarı resmi bir kurumun iş ilanını görmüş ve hemen müracaat etmiştim. Bir süre sonra müracaatıma cevaben mülakata çağırdılar. Günü geldiğinde arkadaşımın (Cengiz Er) takım elbisesini ödünç alıp giydim ve verilen adrese gittim. Baktım ki benden başka sadece bir aday var. […]
Zihnimiz, biz bu yönde özel bir gayret göstermesek bile bir şeyleri sürekli kendi içinde kurgular durur. Bunlar bize daha çok gözlem gibi gelir. Oysa içinde ihmal edilmeyecek ölçüde anlamlandırma mesaisi vardır. Elbette kendimize göre; yaşadığımız, karşılaştığımız, gözlediğimiz, farkına vardığımız hemen her şeyi anlamlı hikayelere bağlarız zihnimizde. Bizim anlamak dediğimiz şeyin bir ön şartı, olmazsa olmazıdır […]
“Ey oruç tutanlar, müjde size! Sabır ve zahmet günleri geride kaldı, şimdi bayram vaktidir. Lakin gerçek bayram, canın tenden kurtulup cananına kavuştuğu, nefsin esaretinden azat olduğun gündür. Bayram gelince kurbanlar kesilir; sen de kendi enaniyetini (benliğini) kurban et ki, Hakk’ın varlığında dirilesin. Zira aşıkların bayramı, Sevgili’nin cemalini gördükleri andır.” *** “Iyd gelmiş, şâd u handândır […]
Vakitler içinde sırlı ve nurlu vakitler olduğunu haber veren ayet ve rivayetler, hayatı rutin bir döngü, statik bir matematiksel düzen kuraklığında idrak etmememiz için bize altın fırsatlar sunuyor. Recep, Şaban ve Ramazan aylarından oluşan üç aylar, Muharrem ayı, bayram günleri, kandil geceleri, Hac mevsimi, Cuma günü ve gecesi, Pazartesi ve Perşembe’yi öne çıkaran nafile oruç […]