Gazze içimizde (mi?)
Ağlayalım, hayata küselim, üstümüzü parçalayalım, uykularımızdan olalım, isyan edelim demiyorum. Bunu zaten beklemiyorum…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Ağlayalım, hayata küselim, üstümüzü parçalayalım, uykularımızdan olalım, isyan edelim demiyorum. Bunu zaten beklemiyorum…
Sürekli bir hareketin içinde olmazsak sıkılıyoruz. Hayatımızda yer açtığımız her şeyin bizi eğlendirmesi, hayat ve insan hakkında düşünmekten alıkoyması gerekiyor…
Modern şehirlerde yaşayarak tabiatla irtibatımızı büyük ölçüde kaybediyoruz. Bunu söylerken gerçek tabiatı kastediyorum elbette; etrafı çevrilmiş, dizayn edilmiş, çimlerine basılmayan, bitkilerine dokunulmayan, gölgesinde oturulamayan, beton ve ahşap görünümlü plastikle çevrili kentsel yeşillik takviyelerinden değil…
Hayatın büyük hikayesi hiç sona ermeyecekmiş gibi akıp dururken, her gün içinde onunla birlikte akan sonsuz küçük hikâye kendi sonlarına bağlanıyor ansızın. Büyük fotoğrafta pek görünmeyen, fark edilemeyen sonlarına… “Geride bıraktığımız her şey nasıl büyük bir hızla kaybolup gidiyor gözümüzden” diye yazdı küçük not defterine ve şöyle devam etti: “Bu aslında eriyip gitmekte olan varlığımızın […]
İnsanlar, kendilerini bularak çok daha iyi bir insanlığa yüksele-bilecekleri bir yerin ve zamanın hayaliyle geçiriyor günlerini; hem de kendileriyle beraberken! “Bildiğiniz her şeyi unutun!” dedi profesör ve ekledi, “Size bugün bilmediğiniz şeylerin enginliğini anlatacağım!” Boş işlerle doldurulmuş zamanlar…
Duygular nasıl oluşur? Hayatın normal akışı içinde bizzat yaşadığımız, işittiğimiz, şahit olduğumuz hadiselerin, küçük ayrıntıların, sözlerin, seslerin ve hayata dahil başka şeylerin üzerimizde bıraktığı etkilerle belli bir zaman içinde herhalde…
Kitap seçerken genel trendlerin dışına çıkmayı, herkesin mutlaka okunmalı diye işaret ettiği raflardan kaçınmayı, güncel kitap filan gibi sektörel goygoyları iplememeyi, filancanın son kitabı diye lanse edilenler arasından seçim yapmamayı tercih ediyorum. Hele hele dünyada şu kadar insan bu kitabı okudu, bu kitaba ayıldı, bayıldı gibi dolduruşlara hiç gelmiyorum…
Modernizm geleneksel olanı yeni olanın yerine koymak üzere kurgulandı. Geleneksel olanın kadim olanla köklü bağları vardı, bu bağlar sökülüp atıldı…
İnsan psikolojisi küresel bir imtihandan geçiyor. Evvel zamanda kendi hayatı, kendi sosyal çevresi ve bizzat yaşadıkları idi insanın içini sıkan…