İslâm ahlâkı üç kısma ayrılır
Her Müslümanın, bir “İslâm Ahlâkı” kitabından veya bir rehberden, bunları iyi bilen bir kişiden, bu güzel ahlâkı öğrenmesi lâzımdır. Her Müslümanın güzel ahlâk sahibi olması lâzımdır…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Her Müslümanın, bir “İslâm Ahlâkı” kitabından veya bir rehberden, bunları iyi bilen bir kişiden, bu güzel ahlâkı öğrenmesi lâzımdır. Her Müslümanın güzel ahlâk sahibi olması lâzımdır…
Güzel ahlak sahibi olan kimse edeplidir, az konuşur, kimseyi gıybet etmez, başkalarını çekiştirmez. Allah için sever, Allah için düşmanlık eder…
“Ey mesud kardeşim! Bize ve size her şeyden önce lâzım olan, itikâdı Kitâba ve Sünnete uygun olarak düzeltmektir.” Büyük âlim ve ikinci bin yılın müceddidi olan İmâm-ı Rabbânî hazretleri bir nasihatinde buyurdu ki: -Ey mesud kardeşim…
Ahlak ilmi çok şerefli, pek kıymetli, hayatımızın her safhasında bize gerekli bir ilimdir. Çünkü ruhun kötülükleri bu ilim ile temizlenebilir…
İslâm büyükleri, (Hiçbir bî-edeb, vâsılı ilallah olamaz) buyurdulur. Yani, edebi olmayan hiçbir kimse, Allahü teâlânın rızasına ve sevgisine kavuşamaz…
İman nurunu söndürmeyen sebeplerden biri de, kalbi, sıfât-ı zemîmeden, yani kötü sıfatlardan temizlemektir. Kendimize karşı vazifelerimizden biri de, kalbimizdeki imanımızı devamlı ve sâbit yapmaktır…
Önce Müslüman olmak lâzımdır. Sonra ilim ve ihlas sahibi olmalıdır…
Allahü teâlâ, Tahrîm sûresinin altıncı âyet-i kerîmesinde meâlen buyurdu ki: “Kendinizi ve evlerinizde ve emirlerinizde olanları ateşten koruyunuz!” Müslümanın kendine karşı birinci vazîfesi, nefsine, şeytana uymayıp ve kötü arkadaşlara, azgın, âsi kimselere, anarşistlere aldanmayıp, kanuna karşı suçlu olmaktan, Allahü teâlâya karşı da günah işlemekten sakınmaktır. Allahü teâlâ, Tahrîm sûresinin altıncı âyet-i kerîmesinde meâlen buyurdu ki: […]
İslâmiyetin bildirdiği sosyal ve ekonomik ahlâktan, ahkâmdan ayrılan insanlar, milletler, sıkıntıdan, ızdıraptan, felâketten kurtulamamışlardır. Allahü teâlâ İslâm dînini, her memlekette, her yeniliği ve buluşu karşılayacak şekilde kurmuştur. İslâm dîni, yalnız sosyal hayatta değil, ibâdetlerde bile tolerans, müsâmaha göstermiş, insanlara serbestlik vermiş, başka şartlar ve zarûretler karşısında, ictihâd hakkı tanımıştır. Hazret-i Ömer ve Emevîler zamanında ve […]