Öykünün İnsanı
Sözün insanı hayvanlardan ayırdığı, onun bir bakıma bir türü olan dilin de toplumları veya ulusları birbirinden farklılaştırdığı ve böylece ilk toplumsal kurum olduğu, J.J. Rousseau tarafından ileri sürülmüştür…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Sözün insanı hayvanlardan ayırdığı, onun bir bakıma bir türü olan dilin de toplumları veya ulusları birbirinden farklılaştırdığı ve böylece ilk toplumsal kurum olduğu, J.J. Rousseau tarafından ileri sürülmüştür…
Hukuk alanında kavramlar, kurallar ve ilkeler, özgül tanımlar ve anlamlara sahip olsalar da, hukukun, bir yönüyle toplumsal olgu olma niteliği dolayısıyla, herkesi ilgilendiren bir içeriğinin bulunduğu söylenebilir. Bu hususta açık, kesin bir bilgi ve kavrayış içinde olunup olunmaması tali, yani ikincil bir özelliktir…
İnsanın, kendi varlığından başlayarak dışındaki varlıklara ve olgulara bakışı, onları duyumsayışı, algılayışı, kavrayışı, değerlendirişi ve yorumlayışı çeşitlilik gösterir. Böyle olması gerekir denebilirse de, bunun her zaman kabullenildiğini söylemek pek kolay değildir…
Bundan önceki altı yazıda servet ve servetin kaynağının neler olabileceği konusu üzerinde, bazı tarihi görünümlere veya durumlara da göndermeler yapılarak çağrışımlarda bulunulmaya çalışılmıştı. Çeşitli açılardan bakılarak “servet” olarak nitelendirilen durumun farklı tanımları yapılabilir, nitekim yapılagelmiştir de…
Amerika ve İngiltere’nin Irak’ı işgal etmeye başladığı süreçte yazılan birkaç yazımı Evren Karadayı derleyerek “Yaralı Coğrafya” başlığı altında ESAM adına yayımlamıştı (2003). Orada “Bağdat-I”, “Bağdat-II”, “Ortadoğu Halkları”, “Savaş Suçları Mahkemesi”, “CAMUS’NÜN MEKTUBU”, “SORULAR” VE “YARALI COĞRFYA” yazıları yer alıyordu…
Bir yönetimin, devletin ve hatta toplumun, maddi ve manevi varlığıyla bir başka yönetimin, devletin ve kültürün hâkimiyetine teslim olması farklı yollardan ve şekillerden gerçekleşebilir. Nedenleriyse iktisadi, siyasi, dini ya da kültürel olabilir…
Genel olarak sömürme eylemi manevi ve maddi durumu bakımından farklı, üstün ve değişken olan birinin diğeri üzerinde etkide bulunması ve hakimiyetini kabul ettirmesi şeklinde basitçe ifade edilebilir. Ancak etkide bulunma, herhangi bir şekilde farklı niteliğe sahip olma, üstün bir konumda bulunma, doğal ve kaçınılmaz olarak sömürme niyetini, amacını ve eylemini doğurmayabilir. Sahip olunan dünya görüşü, […]
Kültürel hayatın oluşumunda, ortaya çıkışında, yaygınlaşmasında, etkinleşmesinde dergilerin önemli, kimi zaman da belirleyici bir yerinin olduğu söylenebilir. Bu dergilerin, özellikle de yeni, farklı bir düşünce, anlayış, duyarlık sanat görüşünü ileri sürmesinde kendini açıkça göstermiştir. Servet-i Fünun, Sıratı Müstakim, Kadro, Büyük Doğu, Diriliş gibi dergiler örnek olarak anılabilirler. “Edebiyat” dergisini de anmak gerekir, ama kuruluşundan yayınına […]
Ramazan vesilesiyle bir “Siyer”, yani Peygamberimizin hayatını anlatan bir kitabı okumayı tercih ederim. Bu yıl Mevlana Şibli Numani’nin “Son Peygamber Hz. Muhammed” (Siretü’n-Nebi) adlı eserini seçtim. Eseri Urduca aslından Yusuf Karaca çevirmiş, tahriç ve redaksiyonunu Muharrem Tan yapmış, İz Yayıncılık yayınlamış ve yayınevinin izniyle Millî Gazete basıp (2015) okuyucularına sunmuştur. Kitabın bir yerinde yazar Şibli […]