Şüphe delil değildir
Gazeteci soru sorar, şüphelenir, araştırır, belge arar, tanıkları dinler. Ama gazetecinin bir başka sorumluluğu daha vardır: Tesadüfleri delil, ihtimalleri gerçek, soruları hüküm haline getirmemek…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Gazeteci soru sorar, şüphelenir, araştırır, belge arar, tanıkları dinler. Ama gazetecinin bir başka sorumluluğu daha vardır: Tesadüfleri delil, ihtimalleri gerçek, soruları hüküm haline getirmemek…
Dünyaya baktığımda uzun zamandır aynı soruyu soruyorum: Neden mazlumların sesi, zulmü en fazla yaşamış coğrafyalardan yükselmiyor? Savaşları, işgalleri, darbeleri, sürgünleri, parçalanmış ülkeleri ve milyonlarca insanın yurdundan koparılmasını gördük…
MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası nedeniyle uzun yıllar cezaevinde kaldık. Cezaevi hayatımın son bir yılını da İmralı Adası’nda geçirdim…
Türkiye’de son dönemde herkes bir komplo teorisi, bir gelecek senaryosu ortaya koyuyor. Hadi biz de modaya uyalım…
Ne garip bir ülkede yaşıyoruz, ne garip yorumcularımız var… Bir görüşme gerçekleşiyor, daha ne konuşulduğu bilinmeden senaryolar yazılmaya başlanıyor. Cumhurbaşkanı ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş görüşüyor…
Ankara’da bazı şeyler önce fısıltıyla konuşulur. İlk duyduğunuzda şaşırır, “Bu kadarı da olmaz” dersiniz…
Bu yazıyı okuyanlardan bazıları, “İsmail Türk de Recep Tayyip Erdoğancı mı oldu?” diyebilir. Baştan söyleyeyim: Ben kişilerin değil, Türkiye’nin tarafındayım…
“Terörsüz Türkiye”, “toplumsal bütünleşme”, “kardeşlik”, “normalleşme” gibi kavramlarla yeni bir süreç tarif ediliyor. Meclis’te düzenlemeler tartışılıyor, geleceğe ilişkin yeni bir hukuki ve siyasi zemin oluşturulmaya çalışılıyor…
Türkiye, terör meselesinde belki de tarihinin en kritik eşiklerinden birinden geçiyor. Bugün kamuoyuna “barış”, “normalleşme”, “silah bırakma” veya “topluma kazandırma” gibi kulağa hoş gelen kavramlarla anlatılan sürecin yarın Türkiye’ye nasıl bir tablo bırakacağını soğukkanlılıkla sorgulamak zorundayız…