Sıklet merkezi Türkiye!
Köşe yazılarımı sürekli takip edenlerin bildiği üzere Türkiye’nin “sıklet merkezi” rolüne ilişkin çok sayıda yazı kaleme aldım. Bu yaklaşımımı destekleyen küresel ve bölgesel konuları örnekleri ile sizlere ifade ettim…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Köşe yazılarımı sürekli takip edenlerin bildiği üzere Türkiye’nin “sıklet merkezi” rolüne ilişkin çok sayıda yazı kaleme aldım. Bu yaklaşımımı destekleyen küresel ve bölgesel konuları örnekleri ile sizlere ifade ettim…
Geçtiğimiz hafta Cuma ve Cumartesi günleri enerji piyasalarına yönelik olarak çok önemli bir zirve gerçekleştirildi. Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Rekabet Kurumu’nun ortaklaşa düzenlediği “Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi” çok geniş bir katılımla Antalya’da yapıldı…
Savaş başladıktan sonra artan enflasyon beklentilerinin ardından yapılan ilk Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizi %37’de sabit bırakıldı. Kurul’un pas kararı verdiği toplantı metnin özeti kısaca şu şekilde; * Mart ayında enflasyon ana eğilimi gerilese de Nisan ayında bir miktar yükselmesi bekleniyor…
Devam eden dezenflasyon programının farklı ekonomik veriler üzerindeki yan etkileri giderek daha da belirginleşirken en önemli etkinin imalat sanayi üzerinde olduğunu ifade edebiliriz. Her ne kadar aksi iddia edilse de kontrollü kur politikası nedeni ile hem içeride hem de dışarıda rekabetçiliğini kaybeden imalat sanayiinde kapasite kullanım oranının geldiği seviye neredeyse pandemi dönemini yakınsamış durumda…
Sürekli okuyucularımın hatırlayacağı üzere bir süreden bu yana devam eden dezenflasyon programının reel sektör üzerindeki yan etkilerine dikkat çekiyorum. Elbette yüksek enflasyonun oluşturduğu risklerin en aza indirilmesi için enflasyonun düşmesi gerekiyor ve yine geçmişte bu yönde atılan adımları destekleyen yazılarımı bu köşeden yayımlamıştım…
Ateşkes yapıldı, ihlal edildi, müzakereler başladı, masadan kalkıldı, yeniden dönüldü… Bu döngü birkaç kez daha devam edebilir ancak görünen o ki artık savaş bitiyor. Elbette savaş sonrası normalleşme biraz zaman alacak ancak savaş öncesi duruma dönmek pek çok açıdan mümkün görünmüyor…
Türkiye uzun süreden bu yana yüksek faiz, kur kontrolü ve kredi kısıtlarının olduğu bir politika seti ile enflasyonu düşürmeye çalışıyor. Bu politika setinden oluşan program sürecinde dönem dönem ekonomiye etki eden ekonomi dışı faktörler nedeni ile kesintiler yaşanıyor…
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın Londra’daki yatırımcı toplantısının ardından yurt içinde ekonomistler, ekonomi gazetecileri ve akademisyenler arasında sosyal medyada ciddi tartışmalar gözlemledik. Tartışmanın ortaya çıkışında geçmişte de sorunlu işlere imza attığını bizzat müşahede ettiğim yabancı bir haber ajansının yaptığı haber vardı…
12 Kasım 2025 tarihinde yine bu köşede “Şirketler neden gayrimenkul alıyor?” başlıklı bir köşe yazısı yayımlamış ve Türkiye’deki bankacılık anlayışındaki yapısal sorunlardan bir tanesine dikkat çekmeye çalışmıştım. Açıkçası beni bu yazıyı yazmaya iten temel konu, farklı seviyedeki politika yapıcıların ve çeşitli platformlarda yorumculuk yapan bazı isimlerin reel sektörü suçlayan bir yaklaşımla gayrimenkul edinme konusuna verdikleri […]