Sizi uyanıklar sizi
Maddeye karşı uyanık olanlar, daneyi görüp de tuzağı göremeyen kuşlar gibidirler. Hazineyi görüp yılanı göremeyen hazine avcıları gibidirler…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Maddeye karşı uyanık olanlar, daneyi görüp de tuzağı göremeyen kuşlar gibidirler. Hazineyi görüp yılanı göremeyen hazine avcıları gibidirler…
ABD, Rusya ve Çin ittifakından kimse söz etmez. Bir araya gelme yok; üçlü toplantılar yok; ittifak metni de yok ama elli yıldır ABD Afganistan’da, Irak’ta, İran’da, Suriye’de, en fazla Müslüman öldürmede birinci…
Cömert olmak için, mal zenginliğine sahip olmak gerekmez. Dünyada bir tek somun ekmeğiniz varsa, onu bölüşmek cömertliktir…
Birlikte oturup sohbet ederken “Haddinden fazla zenginler hâlâ haramiliğe neden devam ederler? Daha nasıl ve daha neye sevinirler?” dediğimde “Sıfıra sevinirler” dedi…
Cihattan önce iman, abdestten önce namaz, dünyadan önce insan lazım. İmanın tadına varan kâmil/olgun Müslümanlar, “Tatmayanlar da bundan tatsınlar” diyerek, İslam’ın her insana ulaşması için malını ve canını ortaya koyana mücahit diyoruz…
Avrupa devletlerinden birinde, Adalet Bakanlığı’nda üst seviyelere gelmiş biri konuşuyor, “İşlenen her suçun önü alınamaz hale gelince, o suçun önce cezasını hafifletmişler, yine önleyemeyince, yeniden oylamışlar ve suç olmaktan çıkarmışlar ama hukukçularının iç dünyalarında birçok huzursuzluk devam ediyor. Bizim ülkenin işçileri suç oranlarında en gerideler ama suç olduğu halde cezası kaldırılanların arasında yaşadıklarından o suçlar, […]
Gün görünce, gül görünce, güzel güzel yaşantılı insanlar görünce insanın gözü parlar, gönlü hoş olur, teni tazelenir. Hani etrafta grip salgını olduğunda gribe yakalanacakların teninde bir ağırlık olur ya, işte bende de böyle bir ağırlık varken, Mersin’in Mut ilçesinden AGD başkanı sohbet için Mut’a davet edince hemen kabul ettim…
Önce söz gerek Rabbimizin, yarattığı ve bundan sonra yaratacağı bütün insanların ruhuna, “E lestü birabbiküm/Ben sizin Rabbiniz değil miyim” derken hem sormuş, hem insanlara tercih/oylama fırsatı vermiş, hem de ne söyleyeceklerini haber vermiş. Söz, kısa gerek Rabbimiz, kâinatı/evreni yaratmak istediğin de yalnız, “Kün/ol” buyurmuş ve olmuş…
Yetmiş beş yaşında bir hanımefendi, arkadaşlarıyla konuşurken, “Daha ilkokula gitmediğim bir zamanda yolda oyun oynarken yerde beş lira buldum. Dünyalar benim oldu, hemen arkadaşımla bakkala koştum “Bana şeker ver” dedim ve beş lirayı uzattım…