Şaşırtmadılar
Derbi her iki takım için de sezonun en ciddi sınavıydı. Hem Fenerbahçe, hem de Beşiktaş, Avrupa’da ya da ligde bu kadar zorlu bir rakiple karşılaşmamıştı…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Derbi her iki takım için de sezonun en ciddi sınavıydı. Hem Fenerbahçe, hem de Beşiktaş, Avrupa’da ya da ligde bu kadar zorlu bir rakiple karşılaşmamıştı…
İlginç… “Krizden fırsat çıkarmak” da denebilir, “Eğrisi doğrusuna denk geldi” şeklinde de yorumlanabilir. Nihayetinde, futbol bir sonuç oyunudur ve Fenerbahçe, Kerem’in yokluğunda “keşfettiği” (!) Oğuz Aydın’la kazanmaya devam etti…
Şaka değil, dile kolay tam 18 sezondur Şampiyonlar Ligi’ne hasret bir Fenerbahçe. Sarı lacivertliler en son Devler Ligi gördüğünde başkanlık koltuğunda yine Aziz Yıldırım oturuyordu…
Sezona karnaval havasında başlayan Fenerbahçe’nin cadı kazanına düşmesi için bir maç yetmişti. Yeni başkan, yeni hoca, flaş transferlerle şampiyonluk şarkılarına başlayan sarı lacivertliler, Gençlerbirliği yenilgisiyle karaları bağladı…
Bedeni sahada, aklı Ali Sami Yen’deki Galatasaray-Antalya maçındaydı Fenerbahçe’nin. Derbiyi kaybedince hocasını gönderen, genel kurul kararı alan sarı lacivertliler, sarı kırmızılılar zafer sarhoşluğuyla yalpalayınca önüne düşen umut kırıntılarını kovalamaya başlamıştı…
Neler neler oluyor… Derbi gitti, şampiyonluk hayali bitti. Tedesco kovuldu, Saran sandığı ortaya koydu…
Adı büyük derbide Galatasaray, Fenerbahçe’yle şampiyonluktaki en ciddi rakibiyle değil de, sıradan bir Anadolu takımıyla karşılaşmışçasına oynadı. En önemli kozlarından Asensio’yu yetiştiremediği derbide Tedesco’nun, Talisca’yı on numaraya çekip, golcü rolünü figüran Cherif’e bırakması futbol adına tam anlamıyla hayal kırıklığıydı…
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, “Fenerbahçe” namlı bir kulüp var imiş. Forması kıymetli, arması değerli imiş…
Yıllar yıllar önceydi. 1991-92 sezonu; Fenerbahçe, Sarıyer deplasmanında 4-1 kaybediyor ve bir gazete haberi Türk spor tarihine geçecek manşetiyle duyuruyordu: Milyarlık Eşekler…