En doğru kararı ararken hiç karar verememek
Yeni bir telefon alacaksınız. İki modele baktınız…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Yeni bir telefon alacaksınız. İki modele baktınız…
Cuma akşamı için arkadaşlarınızla plan yaptınız. Planı yaptığınız gün gayet heveslisiniz…
Son yıllarda psikolojiye dair kelime dağarcığımız epey genişledi. Artık sadece psikologların odasında duyduğumuz pek çok kavram gündelik hayatın içinde…
“Ben dedikodu sevmem.” İnsanlığın dedikodu öncesinde en çok kurduğu cümlelerden biri olabilir. Arkasından genellikle bir “ama” gelir…
Bir şeye ihtiyacınız olmadığı hâlde alışveriş uygulamasını açtığınız oluyor mu? Öylesine bakacaksınız…
Geçenlerde bir arkadaşım, “Eskiden haftada bir kitap bitirirdim, şimdi üç sayfa okuyunca elim telefona gidiyor.” dedi. Benzer bir şeyi filmlerde de yaşıyoruz…
Bir süredir ilişkilerle ilgili konuşmalarda benzer cümleleri daha sık duyuyorum: “Bir şey hissetmedim.”, “Elektrik alamadım.”, “Uğraşmak istemedim.”, “Zaten daha iyisi karşıma çıkar.” Bazen iki insan daha birbirini gerçekten tanımadan, ilişkinin devam edip etmeyeceğine karar vermiş oluyor. Bir mesajın tonu, yanlış seçilmiş bir kelime, ilk buluşmadaki küçük bir sessizlik bile “Olmadı” demek için yeterli olabiliyor…
Eskiden bir yere gittiğimizde orada bulunmamız yeterliydi. Şimdi bazen orada olduğumuzu başkalarının da bilmesi gerekiyor…
Son zamanlarda hangi konuda sohbet etsek, benzer cümleler duyuyorum. “Hiçbir şey düzelmeyecek gibi geliyor.” “Eskisi kadar umutlu değilim.” “Bir şeylerin değişeceğine inanmıyorum.” Bunu bazen ekonomi konuşurken duyuyorum, bazen ilişkilerden söz ederken, bazen de gençlerin gelecek planlarını dinlerken…