25
Nis
2026
Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ – Hüner Tuncer
18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı. Müttefiklerin Çanakkale Boğazı’nı geçebilmeleri için kara ve deniz kuvvetlerinin ortaklaşa gerçekleştirecekleri bir kara harekâtına gereksinimleri vardı…
25
Nis
2026
Okul kapısında biriken öfke – Deniz Öztürk
Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur. Okullarda artan şiddet olayları -öğrenci saldırıları, akran zorbalığı, dış müdahaleler ve kamuoyuna “okul baskını” olarak yansıyan vakalar- bu yapının en kırılgan yüzünde ortaya çıkmaktadır…
25
Nis
2026
24
Nis
2026
Güç zehirlenmesi – Suna Türkoğlu
Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları […]
24
Nis
2026
Şeffaflaşan baskı – Fadime Uslu
Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında. 23 Nisan’da çocukların sesi yükseliyor denir…
23
Nis
2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan – Hamza Kiye
23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir. Bu tarih, egemenliğin kaynağının köklü biçimde değiştiği, siyasal meşruiyetin saraydan millete geçtiği bir kırılma anıdır…
23
Nis
2026
Egemenliğin adı: 23 NİSAN
23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir. Bu tarih, egemenliğin kaynağının köklü biçimde değiştiği, siyasal meşruiyetin saraydan millete geçtiği bir kırılma anıdır…
22
Nis
2026
22
Nis
2026
Yanılsamalar ve gerçekler üzerine… – Cengiz Kuday
Politika, çoğu zaman sanıldığı gibi gerçekleri bütünüyle inkâr etmek ya da doğrudan yalan söylemek değildir. Asıl mesele, gerçeklerin hangi yüzünü öne çıkardığınız ve topluma hangi çerçevede sunduğunuzdur…