Kurtuba Ulu Camii: Işığın maddesizleştiği mekân
Kurtuba Ulu Camii’ne en son 2019 yılının Ramazan ayında gelmiştim. Ekran ışığının ustası Abdullah Aydemir ve maharetli kardeşim Umut Ayar’la birlikteydim…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Kurtuba Ulu Camii’ne en son 2019 yılının Ramazan ayında gelmiştim. Ekran ışığının ustası Abdullah Aydemir ve maharetli kardeşim Umut Ayar’la birlikteydim…
Modern mimarlık düşüncesi çoğu zaman teknik, işlev ve biçim ekseninde değerlendirilir. Ancak bazı mimarlar için yapı, yalnız maddi bir nesne değil; aynı zamanda insan algısını, yönelimini ve idrakini düzenleyen bir tecrübe alanıdır…
İbn Arabî’nin Fütûhât-ı Mekkiyye’sinden ‘göz ve görme’ye dair altını çizdiğimiz cümleleri bu yazımızda tamamlayalım. “…Yeryüzü üzerine yayılan güneş ışığı -ki o havaya yayılan güneş ışığındandır-, kendisini algılayan gözün ışığı olmadıkça, herhangi bir gerçekliğe sahip değildir…
İbn Arabî’nin (k.s.) göze ve görmeye dair Fütûhât-ı Mekkiyye’sindeki (trc.: Ekrem Demirli, Litera) sözlerinden bazılarını, -konuyla yakından ilgili okurlarımızın kaynak talebine bir katkı olarak- nakletmek istiyoruz. İbn Arabî diyor ki: “Basiret (iç göz) görmesi bilgidir, göz görmesi ise bilginin meydana gelme yoludur…
Molla Sadrâ, İslam düşüncesinde birbirinden farklı hatta zaman zaman birbirine karşıt görünen büyük damarları yeni bir metafizik terkibe tâbi tutmuş müstesna bir isimdir. O, İbn Sina’nın aklî metafiziğini, İmam Gazzali’nin bilgiyi ahlakî ve ontolojik bir hâl olarak kavrayışını, Maktul Sühreverdî’nin nur merkezli İşrâkîliğini ve İbn Arabî’nin vahdet-i vücûd irfanını aynı ufukta buluşturmuştur…
Fârâbî ile birlikte İslam düşüncesinde sistemli bir varlık hiyerarisi kurulmaya başlanır. Fârâbî’ye göre bütün varlıklar, en mükemmel ve en basit olan “ilk sebep”ten aşağı doğru derecelenir…
Son yazılarımızda ışık, nur, göz, görme, görünürlük ve estetik meseleleri üzerinde dururken özellikle dikkatli bir güzergâh takip etmeye çalışarak, Meşşâîleri paranteze aldık. Bunun bir eksiklikten yahut ihmâlden değil, bilinçli bir yöntem tercihinden kaynaklandığını şimdi daha açık biçimde ifade etmemiz gerekiyor…
Modern Batı estetiği ile İslâm estetiği arasındaki fark, çoğu zaman yalnızca sanat anlayışındaki bir ayrım gibi değerlendirilir. Oysa mesele bundan çok daha derindir…
Sanat üzerine konuşurken en sık başvurduğumuz kelimelerden biri “estetik”tir. Güzel bir yapı, zarif bir yazı, bir şehrin görünümü, hatta bir insanın tavrı ve davranışı için… bile “estetik” diyebiliyoruz…