04
Nis
2026
Hayal, rüya ve edebiyat: İbn Arabî’nin Yûsuf fassından insan sözüne dair bir okuma
İbn Arabî’nin (k.s.) Füsûsu’l-Hikem’de Yûsuf kelimesi altında açtığı “nûriyye hikmeti”, ilk bakışta rüya, vahiy, hayal ve te’vil üzerine kurulmuş bir metafizik bahis gibi görünür. Oysa dikkatle bakıldığında bu bahis, aynı zamanda insanın dünyayı nasıl gördüğünü, gördüğünü nasıl anlamlandırdığını ve anlamlandırdığı şeyi nasıl dile getirdiğini de açıklayan son derece derin bir idrak teorisidir. Bu bakımdan söz konusu […]
02
Nis
2026
Hakikat kapısı herkese açıktır
Önceki yazımda, tasavvuf ile edebiyat arasında kurduğumuz bağda “mürid olma”yı kastetmediğimizi belirtmiştim. Mürid olmak, yani bir tarikata bağlanma yoluyla tasavvuf düşüncesine sahip olmak, elbette Rabbimizden bir nasiptir. Kimi şartlara ve anlayışlara tabi olarak bu bağla bağlanmamak da o nasipten mahrum kalmak değil, Rabbimizden ona benzer bir nasibin umudunda olmaktır. Nitekim Allah Teâlâ, “Peygamberlerin haberlerinden, senin […]
31
Mar
2026
Edebiyatın terbiyesi: Sözün kaynağı ve sorumluluğu
İbn Arabî’nin işaret ettiği üzere, insandaki idrakî güçler başlı başına iyi ya da kötü değildir. Onlar birer tecellidir; yani yaratılmış olmaları bakımından nötrdürler ve hep ola-dururlar. Tefekkür etmek, hayal kurmak, hatırlamak, … Bunların hiçbiri kendi başına helal ya da haram / sevap ya da günah değildir. Asıl mesele, insanın bu “ola-duran” ile nasıl bir ilişki […]
28
Mar
2026
Edebiyatın eşiğinde insan: Akıldan kalbe açılan kapı
İnsanı, idrak ve güçlerinin çokluğu içinde düşündüğümüzde, “İnsan nedir” sorusunu tek bir cevaba indirmenin neden bu kadar zor olduğunu daha baştan kabul etmiş oluruz. Çünkü insan, sadece sahip olduğu güçlerin toplamı değildir; o güçlerin birbirine muhtaçlığı, çatışması ve müşterek işleyişi içinde sürekli yeniden kurulan bir varlıktır. Bir bakıma insan, sabit bir “şey” değil, hareket hâlindeki […]
26
Mar
2026
Edebiyatın dibacesi: İnsan nedir
Bu sebeple bir âlimin edebiyat ilmine yönelişi ve bir edebiyatçının eser meydana getirme süreci aynı kök soruya dayanır: “İnsan nedir ve bu ‘nedir’ sorusunun içinde insanın hangi yönü konuşmaktadır?” “Kelâm muhakkak ki gönülde olandır, Lisan ise gönüle tercüman kılınmıştır ancak.” Dolayısıyla kelâm ile dil, edebiyat ilminin ve edebiyat eyleminin temelidir. Bu temelin insanda temellenmesi nedeniyledir […]
24
Mar
2026
Savaşın ortasında inanç ve kültürü konuşmak
Yine savaş… Yine ekranların karşısına mıhlanmış durumdayız. Savaş, ev planında kapımızın hemen dışında; fakat coğrafya itibariyle mülkümüzün içindedir. Bu yüzden söz konusu mıhlanmayı ne bir ekran bağımlılığına ne de sıradan bir seyir arzusuna indirgeriz. Aksine, zaten yanmakta olan coğrafyamızın daha geniş bir yangın alanına dönüşme ihtimali karşısında kaygılıyız; korku duyuyor, merak içinde bekliyoruz; güvenlikten ekonomiye, […]
21
Mar
2026
“Bayram, o bayram olur”
Henüz bayram vaktinin içindeyken, Hâce Muhammed Lutfî (Alvarlı Efe) Hazretleri’nin (k.s.) “Bayram o bayram olur” adlı ilahisinin önceki yazımızdan kalan kıtalarını yorumlayarak, “ne olduğunda bayramın gerçekten bayram olacağı”na dair yorumumuzu çerçeveleyelim. Efe Hazretleri’nin ilahisi şöyle devam eder: Hakk’ı şevk ile seven tevhid ehlinin bu sevgide kalbî bir tasdike ulaşmasındaki rehber ilahî kelâm, yani Kur’an’dır. Kulun […]
21
Mar
2026
“Bayram, o bayram ola”
Henüz bayram vaktinin içindeyken, Hâce Muhammed Lutfî (Alvarlı Efe) Hazretleri’nin (k.s.) “Bayram o bayram olur” adlı ilahisinin önceki yazımızdan kalan kıtalarını yorumlayarak, “ne olduğunda bayramın gerçekten bayram olacağı”na dair yorumumuzu çerçeveleyelim. Efe Hazretleri’nin ilahisi şöyle devam eder: Hakk’ı şevk ile seven tevhid ehlinin bu sevgide kalbî bir tasdike ulaşmasındaki rehber ilahî kelâm, yani Kur’an’dır. Kulun […]
19
Mar
2026
“Kâmil kişi zâhir ile bâtını her bakımdan birleştiren kişidir”
Ramazan bayramınız mübarek olsun! Önceki yazımızda, Hâce Muhammed Lutfî (Alvarlı Efe) Hazretleri’nin (k.s.) “Bayram o bayram olur” adlı ilahisini paylaşmış ve kelime esaslı açıklamasını yaptık. Bu ilahinin en dikkat çekici özelliklerinden biri “sadeliği”dir. Burada sadelikten kastımız; ehl-i kâmilin tembih, hikmet, ilahi, şiir ve sohbet formundaki sözlerinin hem seçkinlere hem de avama kendi seviyelerince mutlaka bir […]