Kazasker’in bir hüsnühattı
Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye ait olan bu levhada / istifte “O, Evvel’dir; Âhir’dir; Zâhir’dir; Bâtın’dır. Ve O her şeyi en iyi Bilendir.” mealindeki Hadîd sûresi’nin 3…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye ait olan bu levhada / istifte “O, Evvel’dir; Âhir’dir; Zâhir’dir; Bâtın’dır. Ve O her şeyi en iyi Bilendir.” mealindeki Hadîd sûresi’nin 3…
Önceki yazılarımızda Nifferî ve İbn Arabî’den hareketle hüsnühattın yalnızca estetik bir faaliyet değil, aynı zamanda bir hâl, nazar ve marifet terbiyesi olduğunu belirtmiştik. Böylece harfin, yalnızca yazının en küçük birimi olmadığı; görünürlük ile mana, şekil ile hakikat arasında kurulmuş bir berzah olduğu sonucuna ulaşmıştık…
İbn Arabî’nin verdiği dikkat çekici örneklerden biri de bazı ayetlerin insanlar üzerinde özel tesirler meydana getirmesidir. Ona göre kimi insanlar belirli ayetleri okuduklarında kendilerinde meydana gelen ruhsal değişimleri fark ederler…
Hüsnühat psikolojisiyle ilgili ikinci kazımızı, İbn Arabî’nin (k.s.) Fütûhât-ı Mekkiyye’sinin 3. Sifr, 17…
Nifferî’nin “Harf Durağı”ndan -önceki yazımızda- yaptığımız seçki, aslında yalnızca tasavvufî bir derleme değildir; aynı zamanda İslam yazısının ontolojisini, hüsnühattın metafiziğini ve hattatlık terbiyesinin iç mantığını açığa çıkarabilecek güçlü bir nazarî çerçevedir. Çünkü burada “harf”, sıradan bir dil unsuru olmaktan çıkarak görünürlük, bilgi, perde, huzur ve marifet arasında kurulan büyük ilişkinin merkezine yerleşir…
Önceki yazımızda hüsnühat psikolojisi esasında iki büyük eserden yapacağımız birer küçük kazından söz etmiştim. İlk eser Albül-cabbâr en-Nifferi’ye ait olan Mevâkıf’tır (Trc.: Nurullah Koltaş, Büyüyenay, İstanbul 2017)…
Kur’an ayetlerinin mushaf hâline getirilmesiyle eşzamanlı olarak ortaya çıkan ve İslam toplumunda “güzel yazı sanatı” anlamında yerleşik, itibarlı bir karşılığa sahip olan hüsnihat, bizim zamanımızda “sanat”a yüklenen “özgün yaratım” anlayışı içinde, modern sanat kavrayışının yedeğine alınmıştır. Bugün “geleneksel sanatlar” (?!) tanımına dahil edilerek sanat içinde yeniden asli bir statü kazandırılmaya çalışılan hüsnühattın, “hat yapan” anlamındaki […]
Ziya Osman Saba’nın “Her Akşamki Yolumda” adlı şiiri, ilk bakışta yorgun bir insanın akşam vakti bir camiye sığınma arzusunu dile getirir. Fakat şiirin derinine inildiğinde, burada yalnızca yorgunluk değil; talep, kanaat, teslimiyet, mekân ve sükût etrafında kurulmuş zarif bir ruh hâli vardır…
Titus Burckhardt’ın “İslam Sanatı” adlı eserinde (trc.: Turan Koç, Klasik) İslam mimarisindeki biçim, geometri ve ışık hakkında yaptığı özlü tespitler ilk bakışta İslam sanatına dair estetik bir değerlendirme gibi görünse de aslında çok daha derin bir metafizik çerçeveye dayanır. Burada mesele yalnızca mimari, süsleme ya da geometrik düzen değildir; “varlığın nasıl görünür olduğu”, “birliğin çokluk […]