Kalite ve yanlış oyun
LİEGE sonrası Bologna’da da Milli Takım’dan beklentimiz aynıydı. Artık Bizim Çocuklar’ın bir reaksiyon vermesi ve ilk puan ya da puanları almak umuduyla Renato Dall’Ara’ya geldik…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
LİEGE sonrası Bologna’da da Milli Takım’dan beklentimiz aynıydı. Artık Bizim Çocuklar’ın bir reaksiyon vermesi ve ilk puan ya da puanları almak umuduyla Renato Dall’Ara’ya geldik…
Liege’de tarihi bir statta, müthiş bir taraftar desteğiyle “olmak ya da olmamak” maçına çıktık. Kabul edelim ki futbolun saha içinden çok daha dışınını konuşulduğu bir dönemden geçiyoruz…
BÜYÜK umutlarla gittik Bursa’ya. 3 gün önce İzmit’te Fransa önünde ortaya konan mücadele ve oyun herkese “acaba mı” dedirtmişti…
Kabul edelim, maç öncesi tablo çok olumsuzdu. 1-Yazın yaşadığımız büyük travmanın etkilerini henüz atamamıştık…
Futbolun doğruları ve yanlışları, yani gerçekleri dün Akyazı’da sahne aldı. İsmin, kariyerin, maaşın, yeteneğinin ne olduğunun hiçbir önemi yok artık…
Okan Buruk’un Çorum beraberliği sonrası Sane-Leminadeğişimi, Alman yıldızı cezalandırma değil, merkeze artı 1 yapma isteğinin sonucuydu. Burada asıl sorulması gereken, Buruk’un Erzurum gibi kadrosu ciddi kalitesiz ve problemli bir takım önünde neden bunu yaptığı…
Geçen sezonun finaline gidelim. Galatasaray, Antalyaspor önünde şampiyonluk maçında son dakikalara 2-2 girmişti…
Önce tabelaya bakalım… Fenerbahçe’de Polonya’ya giderken hedef turdu, onu da alıp geldiler. Ancak oyun ve oyuncu performansları hem bir sonraki eşleşme hem de sezonun bundan sonrası için kırmızı alarmdı…
Henüz temmuz ayında ve yoğun yükleme döneminde yapılan her resmi maç, rakipten bağımsız zorludur. Fenerbahçe adına dünkü ana hedef mutlaka kazanmaktı…