Raşid Gannuşi
İslam dünyasının önde gelen entelektüellerinden Raşid Gannuşi’nin ağır hasta olduğu haberi geldi. Allah inşaallah şifa versin…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
İslam dünyasının önde gelen entelektüellerinden Raşid Gannuşi’nin ağır hasta olduğu haberi geldi. Allah inşaallah şifa versin…
İçinde yaşadığımız post/modern çağ bir yandan “mikro”ların serbest dolaşımlarını teşvik ederken, diğer yandan metateoriye karşı negatif söylemini “mikro”ların bir kanalda düzenli akması için örtük bir metateori’yi devrede durmaktadır. Bu durumdan “mikro”lar bir özgürlük çıkarırlarken, aktıkları kanalda herkes gibi olduklarını görmekte zorlanmaktadırlar…
Kavram ile hayat arasındaki ilişkide düaliteden kurtulmak için her ikisi arasındaki mutabakatı sağlamak gereklidir. Bu bağlamda insanın içinde yaşadığı hayatın gerçekliğini iyi çözümlemesi, sorunlarını nasıl çözeceğini belirlemesi açısından önemli olduğu kadar kavramlarını yeniden içeriklendirmesini de sağlamaktadır…
Felsefe ya da düşünce söz konusu olduğunda eşyayı okuma bakımından iki temel bakış açısı birbirinden ayırt edilir. Bunlar idealizm ile materyalizmdir…
Dinin neliği ve geleceğine dair toplumda gerek popüler gerekse daha entelektüel düzlemde tartışmalar yapılmaktadır. Bu tartışmalar dinin gerekli olup olmadığından başlayarak dindarlığın problemlerine ve dinin geleceğine kadar uzanmaktadır…
Hemen peşinen söylemek gerekir ki, dinin asıl işlevi yabancılaşmanın aşılması yönündedir. Zira sadece fenomenal dünyanın değil, insanı kuşatan ve insanın direkt etki alanında olduğu gaybi hakikate dair bilgi vermesi söz konusudur…
Modern dönemle birlikte aslında din bir şekilde tartışmaların odağında hep yer almıştır ve bugün de takip edildiğinde insan(lığ)ın odaklandığı bir meseledir. Modernlik kurumsal anlamda kiliseyi tali bir şekilde konumlandırırken, aslında dini bir içerik ve heyecanla dünyayı yeniden kurmaya çalışmaktaydı…
İnsanlık tarihine bakıldığında şayet bir metateori üzerinden okuma yapılacaksa, bunun İslami literatürde temel kavramları “Hak” ve “Batıl” şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bütün peygamberler “hak”ikati insanlara bildirmek üzere tarihe girmişlerdir…
“Hak” ve “batıl” insanlık tarihi boyunca bir meta anlatı olarak okuma biçimi şeklinde işlev görmektedir. Her ne kadar post/modern dönemde hakikatin parçalanması sebebiyle artık “doğru”, “hakikat” ve “batıl” gibi nitelemeler yapılamadığı için muğlaklıklar daha da belirginleşmektedir…