NATO Toplantısının düşündürdükleri
Uluslararası ilişkiler, devletlerin birbirine taviz verdiği değil; milletlerinin hak ve menfaatlerini koruduğu alandır. Türk devlet geleneği de asırlar boyunca tam olarak bunu esas almıştır…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Uluslararası ilişkiler, devletlerin birbirine taviz verdiği değil; milletlerinin hak ve menfaatlerini koruduğu alandır. Türk devlet geleneği de asırlar boyunca tam olarak bunu esas almıştır…
Türk güvenlik kuvvetleri; “askeri ve polisi” Türk bayrağı dışında hiç bir nöbet tutamazlar. Gazetelerde görmüşsünüzdür, Fatih Sultan Mehmet köprüsüne asılan Amed spor takım bayrağı (play-of elemesi ile gelen bir takım), şampiyonluklar için boğaza asılan takım bayrakları gibi asılması ve bayrak etrafında güvenlik kuvvetlerine nöbet tutturulması akıl tutulmasıdır…
Bir insanı gerçekten ele veren şey, hayallerine ne kadar ulaştığı değil; yolda yürürken ne kadar değiştiğidir. Bazıları dünyayı dönüştürmek için yola çıkar, ama fark etmeden dünyanın kurallarına teslim olur…
Siyasette bazen rakibinizin yapamadığını, kendi iç tartışmalarınız başarıyla gerçekleştirir. CHP’nin bugün yaşadığı süreç tam da böyle bir tabloyu andırıyor…
Demokratik sistemlerde siyasal rekabet, iktidar ile muhalefet arasındaki mücadele üzerinden şekillenir. Muhalefet yalnızca iktidara alternatif üreten bir siyasi aktör değildir; aynı zamanda iktidarın kendi içindeki gerilimleri dengeleyen, enerjisini dışa yönelten bir unsur olarak da işlev görür…
Abdurrahim Karakoç’un yıllar önce söylediği “Bayramlarınız bayram ola” sözü aslında sadece bir temenni değil, derin bir ironi taşıyan toplumsal bir sorgulamadır. Çünkü insanlık tarihinde nice bayramlar yaşandı; ama birçok toplum aynı zamanda acılar, savaşlar, yıkımlar ve çaresizlikler içerisinde yaşamaya devam etti…
Spor, dünyanın en büyük ortak heyecan alanlarından biridir. Dili, dini, milliyeti ve siyasi görüşü farklı milyonlarca insan; aynı tribünde, aynı ekran başında veya aynı forma sevgisinde buluşabilmektedir…
Siyaset, yalnızca güç elde etme ve o gücü koruma mücadelesi olarak görüldüğü zaman toplum için en büyük tehlikelerden biri ortaya çıkar. Çünkü böyle bir anlayışta hakikat geri plana itilir; doğruluk, vicdan ve ahlak yerini stratejiye, fırsatçılığa ve çıkar hesaplarına bırakır…
Bazı insanlar sadece kendi hayatlarını kurmaz; aynı zamanda temsil ettikleri milletin karakterini, kültürünü ve itibarını da gittikleri coğrafyalara taşırlar. İşte bu yüzden yurt dışına çıkmayı yalnızca para kazanmak, ticaret yapmak ya da bireysel başarı elde etmek olarak görmek eksik bir değerlendirmedir…