04
Nis
2026
Suç ve Ceza mı? Suç ve Zafer mi?
İnsanlık tarihi, büyük ölçüde savaşların gölgesinde yazıldı. Ancak asıl mesele savaşların varlığı değil, savaşın nasıl yapıldığıdır. Çünkü insanlık, çok acı tecrübelerle şunu öğrendi; savaşın bile bir hukuku olmak zorundadır. Bu anlayışın ürünü olan Cenevre Sözleşmeleri, savaşın dahi sınırları olması gerektiğini ilan etti. En azından kâğıt üzerinde… Bugün ise karşımızda bambaşka bir gerçeklik duruyor. Küresel güçler […]
28
Mar
2026
Başkanlar ve Liderler
Dünya hızla değişiyor. Siyaset, ekonomi ve teknoloji artık yalnızca kaynaklara değil; o kaynakları akılcı, planlı ve vizyoner şekilde yöneten insan gücüne dayanıyor. Bugün gelişmiş ülkelerin en büyük yatırımı ne yer altı zenginlikleridir ne de ucuz iş gücü… Onların en büyük gücü, iyi yetişmiş, dünyayı tanıyan, teknolojiyi okuyan ve değişimi yönetebilen insan kadrolarıdır. Bu ülkeler, eğitimli […]
21
Mar
2026
Hayatın olağan akışı
Adaletin sessiz tanığı mı, toplumun kırılma noktası mı? Hukuk dilinde sıkça başvurulan ama çoğu zaman üzerinde yeterince düşünülmeyen bir kavramdır “hayatın olağan akışı.” Mahkeme salonlarında bir cümleyle geçer: “Bu durum hayatın olağan akışına aykırıdır.” Kimi zaman bir masumiyeti korur, kimi zaman bir şüpheyi büyütür, kimi zaman da yargıcın vicdanına yön verir. Peki, nedir bu olağan […]
14
Mar
2026
Adalet mülkün temelidir
Devletleri yıkan şey çoğu zaman savaşlar değildir. Devletleri asıl çökerten şey adaletin kaybolmasıdır. Bu yüzden yüzyıllardır tekrar edilen bir söz vardır; “Adalet mülkün temelidir.” Osmanlı döneminde bu söz yalnızca bir nasihat değildi. Mahkeme salonlarının duvarlarına yazılırdı. Kadılar hüküm verirken başlarını kaldırdıklarında ilk gördükleri şey bu ilke olurdu. Çünkü devletin asıl dayanağı toprağı, ordusu ya da […]