Seksenler, doksanlar
Sosyal medyada arada bir 80’ler ve 90’larla ilgili “altın çağ” güzellemelerine denk geliyorum. 2000 sonrası doğan gençler de bu içerikleri izleyip “Ah be, yanlış zamanda doğmuşuz!” diye gözyaşı döküyor…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Sosyal medyada arada bir 80’ler ve 90’larla ilgili “altın çağ” güzellemelerine denk geliyorum. 2000 sonrası doğan gençler de bu içerikleri izleyip “Ah be, yanlış zamanda doğmuşuz!” diye gözyaşı döküyor…
Son yıllarda şu cümleyi hepimiz defalarca duymuşuzdur: Çocuklar söyleneni değil, gördüğünü yapar. Yani kelimelerden ziyade, anne ve babanın sergilediği tutumlar önemlidir…
İnsan bedeniyle zamanın içine doğar. Fakat zihninde zamana sığmayan bir misafir vardır: Sonsuzluk fikri…
Sosyal medyada birisini seyrettim. Son derece rahat bir tavırla şunları söylüyordu…
İnsanlık tarihi boyunca özgürlüğün ne olduğu tartışıldı. Kimisi “kendi iradesinin efendisi olmak” dedi…
Türkiye günlerdir Ahbap-çavuş ilişkisini tartışıyor. Başından beri pek hayra alamet olmadığı belli olan bu hayır derneğiyle ilgili her şey ortalığa saçıldı…
Yıllardır farklı insanlarla konuşuyorum. Genç, yaşlı, memur, esnaf, İstanbullu, taşralı…
Nereden bulaştım bilmiyorum ama bir süredir akışımda ilginç videolar görüyorum. Yüzünü buzlu suya batıranlar, alnını kremle ovalayanlar, gıdığında taş yuvarlayanlar… Hepsi erkek bu arada…
Yaz tatili başladı. Çocuklar sevinçli ama ebeveynlerde hafif bir panik havası var…