Tek partili dönemde insafsız zulüm
Hani inançlara eşit mesafede olacaktınız ve hiç kimseyi inancından dolayı yaşadığına pişman etmeyecektiniz. Hani özgürlük, demokrasi getirecektiniz…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Hani inançlara eşit mesafede olacaktınız ve hiç kimseyi inancından dolayı yaşadığına pişman etmeyecektiniz. Hani özgürlük, demokrasi getirecektiniz…
“Neyse”; söylenmemiş sözlerin nüvesidir, çekirdeğidir. Bazen can simidi olur “neyse” demek…
İnsan bir nehrin kenarında bulunsa ve karşı tarafa bir cisim fırlatmak istese; avucuna sığacak küçük bir taşı mı daha rahat atabilir, yoksa karpuz büyüklüğünde ağır bir kütleyi mi? Elbette ki küçük bir taşı karşı kıyıya ulaştırmak çok daha zahmetsizdir…
Bu medeniyet, şirin gözüküp canavarlığını gizledi. Hürriyet dedi, bağımsızlık dedi; kitleleri köleleştirip gerçek özgürlüğü ellerinden aldı…
Hani bazen ümitsizliğe düştüğünüzde, yeisin sizi kulağınızdan tutup “bak ve gör” dediği anlar olur. Ummadığınız bir yer ve zamanda öyle bir güzellik ruhunuza tebessüm eder ki, şaşırıp kalırsınız…
Sokak Lambalarına Taş Atmak 1970’lerin Erzurum’unda, vaktimin çoğunu evde ders çalışarak ve kitap okuyarak geçirirdim. Bir gün sokağa çıktığımda, çocukların ellerindeki sapanlarla sokak lambalarına taş attıklarını gördüm…
Biz çocuklarımızı sanki hiç ölüm olmayacakmış, bu dünyanın ötesinde bir ebedî sonsuz âlem yokmuş gibi yetiştiriyoruz. Oysa çocuklarımızı ölüm hakikati ve ebedi hayatın müjdesiyle terbiye edersek, onları istikbalin fırtınalarına karşı sarsılmaz bir imanla teçhiz etmiş oluruz…
Bir türkü ya da bir şarkı sadece aşkı, hasreti ve gurbeti anlatmaz; örs üzerinde ihanet balyozuyla dövülen umutları ve darmadağın edilen güveni de anlatır. Bir şarkı; yokluğu ve sefaleti halka mecbur kılanların, sırça köşklerinde yağdan baldan eksik olmayan ellerinin mazluma hiddetle kalkışını haykırır…
Mizaçlar farklı, yaradılışlar farklı; huylar ve karakterler farklı… Eskiden hepsini bir arada tutardı yazın sıcağında kapıdan, pencereden gelen o nefes aldıran esinti…