İzmir’de meyve buldum
Hani bazen ümitsizliğe düştüğünüzde, yeisin sizi kulağınızdan tutup “bak ve gör” dediği anlar olur. Ummadığınız bir yer ve zamanda öyle bir güzellik ruhunuza tebessüm eder ki, şaşırıp kalırsınız…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Hani bazen ümitsizliğe düştüğünüzde, yeisin sizi kulağınızdan tutup “bak ve gör” dediği anlar olur. Ummadığınız bir yer ve zamanda öyle bir güzellik ruhunuza tebessüm eder ki, şaşırıp kalırsınız…
Sokak Lambalarına Taş Atmak 1970’lerin Erzurum’unda, vaktimin çoğunu evde ders çalışarak ve kitap okuyarak geçirirdim. Bir gün sokağa çıktığımda, çocukların ellerindeki sapanlarla sokak lambalarına taş attıklarını gördüm…
Biz çocuklarımızı sanki hiç ölüm olmayacakmış, bu dünyanın ötesinde bir ebedî sonsuz âlem yokmuş gibi yetiştiriyoruz. Oysa çocuklarımızı ölüm hakikati ve ebedi hayatın müjdesiyle terbiye edersek, onları istikbalin fırtınalarına karşı sarsılmaz bir imanla teçhiz etmiş oluruz…
Bir türkü ya da bir şarkı sadece aşkı, hasreti ve gurbeti anlatmaz; örs üzerinde ihanet balyozuyla dövülen umutları ve darmadağın edilen güveni de anlatır. Bir şarkı; yokluğu ve sefaleti halka mecbur kılanların, sırça köşklerinde yağdan baldan eksik olmayan ellerinin mazluma hiddetle kalkışını haykırır…
Mizaçlar farklı, yaradılışlar farklı; huylar ve karakterler farklı… Eskiden hepsini bir arada tutardı yazın sıcağında kapıdan, pencereden gelen o nefes aldıran esinti…
İnsan beyninin hücreleri, öyle bir intizam ve itaat içinde çalışır ki, bu hâl bize her an yeniden düşünmeyi, konuşmayı, yürümeyi, anlamayı ve hayal kurmayı mümkün kılar. Bu faaliyetlerin sürekliliği, aslında içeride durmaksızın işleyen muazzam bir düzenin varlığını gösterir…
Senin neyine okullarda Ramazan etkinliği yaptırmak, çocukların kalbine “Hu” nidasını düşürmek, Kâbe sevgisini dillerine nakış gibi işlemek? Senin neyine imanlı nesiller yetiştirmek için adımlar atmak; çocukların vatana, millete hayırlı evlatlar olması için gayret sarf etmek…
Zamanın ruhu bizlere fısıldıyor: Artık ferdi kahramanlıkların değil, şahs-ı manevinin hüküm sürdüğü bir asırdayız. Peki, neden “bu zaman cemaat zamanıdır”…
Nezaket dili önemlidir; insan, kelamını seçerken estetiğe ve edebe riayet etmelidir. Fakat öyle anlar gelir ki; zalimlerin, ahlaksızların ve vicdanını yitirmişlerin karşısında o nazik dil kifayetsiz kalır…