Paketlenmiş özgürlükler, katalog hayatlar…
Bir zamanlar bir şey satın almak istediğimizde ne alacağımıza karar verirdik. Bir ayakkabı, telefon, krem, kahve makinesi…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Bir zamanlar bir şey satın almak istediğimizde ne alacağımıza karar verirdik. Bir ayakkabı, telefon, krem, kahve makinesi…
“Nasılsın?” Belki de hayatımızda en sık kullandığımız sorulardan biri. Sabah işe geldiğimizde soruyoruz…
Pazartesi başlayacağım. Yeni yılda her şey değişecek…
Sabah saat 5’te uyanıyor. Perdeyi açıyor, yatağını topluyor, birkaç dakika meditasyon yapıyor…
Ekranı yukarı her kaydırdığımızda “Kesinlikle sponsorlu değil, kendi paramla aldım” cümlesiyle başlayan ama nedense hep aynı internet adresiyle biten o çok samimi tavsiyeler devri sanki yavaş yavaş kapanıyor. Ticaret Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu yeni sosyal medya düzenlemesiyle artık gizli reklamlar, yapay zekayla, filtrelerle süslenmiş o kusursuz illüzyonlar ve göz boyayan pazarlama yöntemleri net bir yasal sınıra […]
Bizim toplum olarak tuhaf bir huyumuz var. Bir şey yapılmadan önce “Kimse bir şey üretmiyor” diye şikâyet ederiz…
Gelin bugün birbirimize karşı tamamen dürüst olalım. Şöyle arkamıza yaslanıp, elimizdeki o karton bardak kahveye ya da az önce sipariş verdiğimiz o “bir tık pahalı” yemeğe bakarak konuşalım…
Bir dönem “iyiyim” demek güçlüydü.Şimdi “travmam var” demek daha gerçek geliyor. Herkes bir şeylerin farkında.Herkes çocukluğunu çözmüş.Herkes neden böyle hissettiğini biliyor…