Türk devlet aklı ve denge…
Her şeyden ve herkesten söz ediyor, küresel değişim ve dönüşüm sürecinde yeni ve eski aktörleri tartışıyoruz. Ancak üzerinde özellikle durmamız gereken asıl mesele, Türkiye’nin devlet aklının temsil ettiği denge gücüdür…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Her şeyden ve herkesten söz ediyor, küresel değişim ve dönüşüm sürecinde yeni ve eski aktörleri tartışıyoruz. Ancak üzerinde özellikle durmamız gereken asıl mesele, Türkiye’nin devlet aklının temsil ettiği denge gücüdür…
Yeni dünya düzeni konuşulurken, “sessiz İngiltere”nin son gelişmelerde nerede durduğunu sormak gerekiyor. Aslında başından beri görünen bazı temel noktalar var: İngiltere, Çin’in zarar görmesini istemiyor…
ABD ve İran örneğinde bir kez daha anladık ki; görünene değil, görünmeyene bakmak gerekiyor… Hesaplar ve sonuçlar, bize birçok şeyi yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini gösteriyor.Ayrıca siyasi tarihi doğru okumanın ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor…
Günümüzde her şey değişiyor. Bu değişimi kavrayabilmek için zihnimizde çok sayıda soru beliriyor.Mesela; son gelişmeler Trump’ın çıkmazı mı, yoksa hesaplamalarda bir sekteye uğrama mı?Trump’ın narsist yapısı kullanılıyor mu, yoksa bu durum stratejinin bir parçası mı?İran, süreci zamana yayıyor…
Dünya sistemi gözlerimizin önünde çözülüyor ve İran bu sürecin en kritik halkalarından biri olarak öne çıkıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın attığı adımlar ve dillendirdiği işgal senaryoları, yeni bir dünya düzenine geçilmeden önce yaşanan sarsıcı çöküşün işaretleri gibi duruyor…
ABD ve İsrail ortaklığı, “güçlünün hukuku”na dair pek çok teoriyi yeniden gündeme taşıdı. Oysa güçlü olmak, haklı olmak anlamına gelmez. Bugünün şartlarında ABD ve İsrail önemli imkânlara sahip olabilir; ancak bu, onları otomatik olarak haklı kılmaz. ABD Başkanı Donald Trump ise dünyada çoğu zaman örtük biçimde işleyen bu anlayışı artık açık ve sert bir şekilde […]
Uzun süredir ambargolarla yıpranan İran’a dair yapılan hesapların, İsrail lobisinin yönlendirmesi ve Donald Trump’ı ikna mekanizmasıyla birleşmesi, bugün karşımıza hatalı bir stratejinin yansıması olarak çıkıyor. Öncelikle şu tespiti yapmak gerekir: İsrail, kendi varlığını İran’ı tehdit olarak konumlandırarak korudu… Askerî doktrinini bu denli sert ve mezalim odaklı bir bakış üzerine inşa etmesinin anlaşılır yönleri olsa da […]
Hürmüz’deki gerilimin 1956 Süveyş Krizi ile benzerlikler taşıdığı ve bunun küresel güç dengelerini şekillendireceği belirtiliyor. Hürmüz’de yaşanan gerilim, akıllara 1956’daki Süveyş Krizi’ni getiriyor. “Tarih tekerrürden ibarettir” sözü bugün yeniden anlam kazanıyor. ABD hegemonyasının İran’a yönelik baskıları ve özellikle Hürmüz hattında süren mücadele, o dönemde Süveyş’te yaşanan güç çatışmasını hatırlatıyor. Tarihe “2. Arap-İsrail Savaşı” ya da […]
Amerika ve İsrail üzerinden şekillenen küresel tartışmalarda, sıkça İran rejimi konuşuluyor ve “rejim” kavramı çoğunlukla olumsuz anlamda kullanılıyor. Oysa Batı’nın siyaset üretme aklı, dünyayı siyah ve beyaz gibi keskin karşıtlıklar üzerinden okuma eğiliminde. Son gelişmeler maalesef Batı’nın kendi değerlerini dahi siyonizm adına nasıl araçsallaştırabildiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu çerçevede, “rejimler” üzerinden konuşmaya devam edeceksek, […]