İnsana bahşedilen dört büyük nimet-II
İnsanı şerefli ve en güzel şekilde yaratan Allah-ü Teâlâ, insana sayısız nimetler bahşetmiştir. Kur’an-ı Kerim’de “Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayıp bitiremezsiniz” (Nahl Sûresi, 18) buyrulmaktadır…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
İnsanı şerefli ve en güzel şekilde yaratan Allah-ü Teâlâ, insana sayısız nimetler bahşetmiştir. Kur’an-ı Kerim’de “Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayıp bitiremezsiniz” (Nahl Sûresi, 18) buyrulmaktadır…
Allah-u Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de insanı şerefli yarattığına işaret ederek şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki, biz insanoğlunu şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yarattıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık” (İsra Sûresi, 70). İnsanın ahsen-i takvim yani en güzel şekilde yaratılması hakkında ise şöyle buyurmaktadır: “Elbette biz insanı en güzel şekilde yarattık” (Tin […]
Kur’an-ı Kerim’deki ayet-i kerimelerde zulme ve faili zalimlere alınacak tavır hakkında hiçbir bahaneye meydan verilmeyecek net ifadeler kullanılmaktadır. Resulullah Aleyhisselâtu Vesselam’ın Medine başkent olmak üzere kurduğu İslâm Devleti’yle ortaya koyduğu mücadele de tam olarak budur…
İslâm’ın insanın şerefine, haysiyetine ve haklarına verdiği önem, hayatın herhangi bir evresiyle sınırlı değildir. Hayatın her alanını kapsayan, insan onurunu önceleyen, evrensel haklar, İslâm’la birlikte tam ve kâmil manada vücut bulmuştur…
Kur’an-ı Kerim’de, “Andolsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yarattıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık” (İsra Sûresi, 70) ve “Rabbin meleklere: ‘Muhakkak ben yeryüzünde (benim emirlerimi tebliğ ve infaza memur) bir halife yaratacağım’ demişti” (Bakara Sûresi, 30) ayetleriyle insanın şerefine ve üstünlüğüne işaret edilmiştir. Allah-u Teâlâ, yarattığı […]
Niccola Machiavelli’nin 16. yüzyılda devleti yönetenlere yön vermek için kaleme aldığı “Prens/Hükümdar” kitabı, burjuvazinin yükseldiği, kapitalizmin kendini kanıtlamaya çalıştığı ve kilisenin başarısız politikalarının iyice günyüzüne çıktığı bir hengâmda ortaya çıkmış; siyaset ve siyasetçilere dair tesbitleriyle günümüze kadar güncelliğini korumuştur…
Peygamber Efendimiz (S.A.V.), Müslümanların istiklâl ve hâkimiyetini tesis ile âleme nizam ve adalet dağıtmak için “Hicret”le birlikte Medine’de “İslâm Devleti”ni kurmuştur. Bu devlette diğer unsurlar bulunmasına rağmen hâkimiyet Allah-u Teâlâ’ya, yetki Peygamberimize, bu uğurda mücadele etmek de Müslümanlara aitti…
Allah-u Teâlâ’nın yarattığı arzda yaşadığı halde, isyan eden, her türlü kötülüğü işleyen şeytanlaşmış insanlar, yaptıkları kötülüklerin karşılığının hemen verilmemesini fırsat bilerek isyan edenler. Aslında kendilerine bir süre mühlet verildiğinin farkında bile değiller…
Kur’an-ı Kerim’de “yaratıcı ve kul” denkleminden, insanın yaratılış aşamasında Rabbinin, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna, “Evet, sen bizim Rabbimizsin” (A’raf Sûresi, 172) cevabını verererek yaratıcının yegâne güç ve hüküm sahibi olduğunun kabulünden bahsedilir. Yine Kur’an-ı Kerim’de Allah-ü Teâlâ’nın varlığını, birliğini, büyüklüğünü, kudretini ve hâkimiyetini anlatan onlarca ayet mevcuttur…