“Ulus Devlet Vuruldu!”
Paydaş liberallerin bitmeyen hayali, vazgeçemedikleri rüyası olmuştu hep: -Ah şu ulus devlet bir yıkılsa! Bu konuda yazdıkları, yaptıkları konuşmalar ciddi bir külliyat oluşturuyordu… Hatta bunlardan biri, Prof…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Paydaş liberallerin bitmeyen hayali, vazgeçemedikleri rüyası olmuştu hep: -Ah şu ulus devlet bir yıkılsa! Bu konuda yazdıkları, yaptıkları konuşmalar ciddi bir külliyat oluşturuyordu… Hatta bunlardan biri, Prof…
Geçenlerde arşivimi karıştırırken karşıma sevgili kardeşim Zeynep çıktı… Zeynep, bir şairin kızıydı… Yakılmış bir şairin…
Önceki gün 24 Nisan’dı… Diğer bir anlatımla, Ermeni Diasporasının uzun yıllardır sözde “soykırımı anmak” için icat ettiği malum günden söz ediyorum! Tabii, yeminli Türkiye düşmanlarıyla birlikte ülkemizdeki işbirlikçi aydın kısmı da boş durmayacaktı bu durumda… Aslına bakarsanız, ezelden beri konu Türkiye olunca bu arkadaşların boş durduğuna hiç tanık olmamıştık zaten…
Eskişehir’den yola çıktılar… Günlerce 180 kilometre yürüdüler, ayakları su topladı, gecenin ayazında gündüzün yağmurunda şikâyet etmeksizin adım atmayı sürdürdüler… Hedefleri Ankara’ya ulaşmaktı… Peki neydi bu zorlu yolculuğun amacı? -Haklarını almak…
16 Mart 1920… İstanbul’u ikinci kez, bu defa resmen işgal eden düşman güçleri, daha kısa süre önce Misak-ı Milli kararlarını kabul eden Meclis-i Mebusan’ı işgal etti; 11 Nisan’da ise padişahın iradesiyle feshedilecekti. İşgal güçleri bazı karakolları basarak Türk askerlerini şehit etmiş, başta Hamidiye kahramanı Rauf Orbay olmak üzere “tehdit” olarak görülen milletvekilleri Malta’ya sürülmüştü… Yurdun […]
Diplomasi dilinde “İstenmeyen adam” anlamına geliyor… Çok kullanılmıyor, ancak korkulan, istenmeyen bir durum; ülkeler arasında epey tatsız durumlar yaratabiliyor… Geçen gün ülkemizin ana muhalefet lideri Özgür Özel tarafından kullanıldı; sert ifadelerle ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ı “İstenmeyen adam” ilan etti… -Haksız mıydı? Tam tersine sonuna dek haklıydı…
Yaşamsal soru şu: -Biz nasıl böyle bir ülke konumuna sürüklendik? Buna basit ama çarpıcı yanıtlar bulmak zor değil; unutkanlığımızdan, korkaklığımızdan, eğitimin sefaletinden, hayallerimizin bile çalınmış olmasından… İlk anda aklıma gelenler bunlar… Siz bir yığın sözcük daha ekleyebilirsiniz…
Türkiye’de tarım ve hayvancılık neredeyse sizlere ömür! Binlerce yıl içinde dünyaya armağan ettiğimiz tahıl başta olmak üzere yüzlerce, binlerce endemik ürünün anavatanı, şimdi bu ürünleri ithal etmek zorunda kalıyor…
Onu tanıdığımda gencecik bir gazeteciydim… Anadolu Ajansı’nda Başbakanlık muhabiri olarak görev yapıyordum… Yönetimde Adalet Partisi azınlık hükümeti vardı… Sağdaki diğer partilerin desteğiyle iktidara tutunmuş bir görüntü veriyordu… 1980 yılında Cumhurbaşkanlığı süresi sona eren Fahri Korutürk’ün yerine yapılacak seçimde CHP’nin adayı Hava Kuvvetleri Komutanı ve Kontenjan Senatörü Muhsin Batur’du. Adalet Partisi ise önce Sadettin Bilgiç’i, sonrasında […]