İstanbul Sözleşmesi ve telgraf telleri
Kadın haklarını da savunan İstanbul Sözleşmesi ile telgraf telleri arasında görünürde bir ilişki yoktur. Ancak kısa bir süre önce aralarında bir ilişki bulunduğunu düşünmeye başladım…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Kadın haklarını da savunan İstanbul Sözleşmesi ile telgraf telleri arasında görünürde bir ilişki yoktur. Ancak kısa bir süre önce aralarında bir ilişki bulunduğunu düşünmeye başladım…
Klasik ahlak eğitiminde istenmeyen davranışı sergileyen çocuğun azarlanması, dövülmesi, ona küsülmesi söz konusudur. Ancak bu yöntemler ahlakı geliştirmez, zayıf vicdan gelişimine yol açar.* Ceza yoksa kişi ahlaklı davranmaz…
Bugüne kadar “tulumbacı sendromu”, “Don Kişot anne babalar ve toplumlar”, “boyutsallık” adlı yeni kavramlar ortaya attım. Şimdi yeni bir kavramdan ziyade ülke çapında yeni bir hareketin başlaması gerektiğinden söz etmek istiyorum…
Tarih boyunca tüm güçlü ülkeler, görece zayıf bir ülkeyi istila edip insanlarını öldürdüklerinde hep haklı bir mazeretleri olduğunu, hukuka ve ahlaka uygun davrandıklarını iddia ettiler. Günümüzde de yepyeni bir dünya hukuku ve ahlak anlayışı ortaya çıkıyor…
Rekabet, haset ve kıskançlık, bir ölçüde birbirlerine benzeyen ancak aralarında fark olan kavramlardır. Belli bir amaca, örneğin para kazanmaya veya başarıya yönelik olarak insanların yarışmaları, birbirlerini geçmeye çalışmaları “rekabet” olarak adlandırılır…
“Kız neş’esi” şeklinde bir kavram var. Bu kavram ile yılmazlık (rezılyans) arasındaki ilişkiyi incelemek istiyorum…
Geçenlerde simitçide bir hanımefendi bana ayaküstü Grigori Petrov’un “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” adlı kitabını hediye etti. Bu kitaba ilişkin özel bir ayıraç bastırmıştı…
Günümüzde pek çok eğitimci, aydın Finlandiya’daki eğitim mucizesini görüp öğrenmek için Finlandiya’ya gidiyor. Bence gereksiz, görüp öğrensek bile ülkemizde uygulayamayız…