Geciktirdiğimiz özür, açmadığımız telefon
Bazı hesaplar defterde kapanır, gönülde kapanmaz. Zaman, paranın değerini değiştirebilir; fakat esirgenen bir iyiliğin hatırası, vicdanda aynı ağırlıkla kalabilir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Bazı hesaplar defterde kapanır, gönülde kapanmaz. Zaman, paranın değerini değiştirebilir; fakat esirgenen bir iyiliğin hatırası, vicdanda aynı ağırlıkla kalabilir…
Geçtiğimiz hafta iyilikle ilgili yazımı okuyanlar hatırlayacaktır. İyiliğin tarifini yapmak kolay olsa da iyi insan olabilmek o kadar kolay değil ve nasip meselesi herhâlde… Acaba gerçekten iyi insan olmak çok mu zor…
Hayatımızın her anında birileri ile sürekli iletişim içindeyiz. Bu iletişim bazen kısa süreli bazen de uzun olur…
İnsan hasta olunca hastalığına çare arar, doktora gider, ilaç alır, tedavi olur. Çünkü beden bize emanettir…
Nerede elinde patik ören neneler? Nerede torunu ile oyun oynayan dedeler…
Birilerinden bahsedilirken “iyi insan” diye tarif edilmesi sizce de ona verilebilecek en yüksek değer, en övgü dolu bir haslet, en asil bir rütbe değil midir?!.. İyi insanlar bu dünyanın süsü gibidirler…
İnsan, ömrü boyunca etrafından gelen seslere ve tavırlara göre şekil alır, sevilmek, takdir edilmek ister. Ancak bu beklenti karşılıksız kaldığında yahut umulmayan bir muameleyle yüzleştiğinde derinden sarsılır…
İrademizi, değerlerimizi korumada kullanabiliriz. Başarı da her gün uygulanan birkaç basit disiplinden fazlası değildir…
İnsan, hayatın karmaşası içinde zaman zaman kendi kabuğuna çekilme ihtiyacı hisseder. Oysa huzur, dışarıda aradığımız büyük olaylarda değil, her gün göz ucuyla baktığımız, belki de hiç dikkat etmediğimiz detaylarda gizlidir…