Değişen Azerbaycan, değişmeyen iktidar aklı
Bir ülkenin modernleştiğini anlamak için başkentinin siluetine bakmak yetmez. Bazen bir okulun kapısında yaşananlar, görkemli binalardan ve uluslararası organizasyonlardan daha çok şey anlatır…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Bir ülkenin modernleştiğini anlamak için başkentinin siluetine bakmak yetmez. Bazen bir okulun kapısında yaşananlar, görkemli binalardan ve uluslararası organizasyonlardan daha çok şey anlatır…
Bir çocuğu sabah okula uğurlarken aklımızda dersleri, sınavları, arkadaşları olurdu. Şimdi bunların yanına ağır bir soru yerleşiyor: Akşam eve sağ salim dönecek mi…
Bir siyasi hareketin en ağır krizi, kendi kuruluş cümlelerinin yıllar sonra kendisine yöneltilen sorulara dönüşmesidir. Fon krizi etrafında yaşananları böyle okuyorum…
Türkiye siyasetinde istifalara alıştık. Bir partiden ayrılanın nereye geçeceğini, hangi makamı hedeflediğini, yanında kaç kişiyi götüreceğini soruyoruz…
12 Eylül 1980, Türkiye’nin yalnızca demokratik düzenine müdahale edilen bir tarih değildir. Aynı zamanda toplumsal hafızamızda derin yaralar bırakan; siyaseti, düşünceyi ve farklılıkları tehdit olarak gören vesayetçi bir anlayışın adıdır…
Tarihî şahsiyetleri bugünün ideolojik kalıplarıyla yargılamak kolaydır. Zor olan, onları kendi çağlarının şartları içinde anlamak ve bıraktıkları siyasi tecrübeden bugüne ulaşan anlamı görebilmektir…
Suriye Demokratik Güçleri’nin kendisini feshetmesi, bölgede yeni ve tartışmalı bir dönemin kapısını açtı. Bir tarafta gelişmeyi “Şam’ın kesin zaferi” olarak değerlendirenler, diğer tarafta SDG’nin önemli kazanımlar elde ederek devlet sistemine dâhil olduğunu savunanlar var…
İmralı’nın statüsü, olası tahliyeler, DEM Parti’de yeni yapılanma ve Kürt siyasetinin geleceği… Türkiye, 10 Ağustos’ta yalnızca yeni bir kanun kabul etmedi; yaklaşık yarım asırlık çatışmalı dönemin ardından devletin, siyasetin ve Kürt meselesinin yeniden konumlanacağı zorlu bir geçiş sürecinin kapısını araladı. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, […]
Bazı siyasi hareketler seçim kazanmak için doğar, bazıları ise toplumun biriktirdiği itirazı, umudu ve değişim talebini tarihin önüne koymak için… AK Parti, 14 Ağustos 2001’de yalnızca yeni bir siyasi parti olarak kurulmadı. Ekonomik krizlerle yorulmuş, vesayet düzeni altında sıkışmış, inancı ve kimliği nedeniyle örselenmiş geniş toplum kesimlerinin “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” iradesiyle doğdu…