Aynı sofrada oturabilmek
Şu mutsuz günlerde ne kaldı elimizde sığınacak, küçük mutluluklar yaratacak? Sanırım bu sorunun en kolay erişilebilir, üretilebilir yanıtı “lezzet” olabilir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Şu mutsuz günlerde ne kaldı elimizde sığınacak, küçük mutluluklar yaratacak? Sanırım bu sorunun en kolay erişilebilir, üretilebilir yanıtı “lezzet” olabilir…
Bundan 46 yıl önce Çorum’da Mayıs ayından Temmuz ayına değin insanlık utancının unutulmayacak örneklerinden akıllara sığmaz bir katliam yaşandı. İronik değil mi…
Bayram kelimesinin bu kadar anlamsızlaştığı, bayram kutlamanın abesle iştigal olduğu günler yaşıyoruz. Ülkenin tüm gündemi mutlak butlan kararıyla meşgulken, Bilgi Üniversitesi tek imzalı bir fetvayla kapatıldı…
Tuhaf bir zamanın içinde asılı gibiyiz. Dört yanımız kötülük…
Tuhaf bir zamanın içinde asılı gibiyiz. Dört yanımız kötülük…
En önce haksız yere günlerdir tutuklu olan ve özgürlüklerine birer gün arayla kavuşan Esra Işık ve Mehmet Türkmen’e yürekten bir merhaba. Doğru olanı, hakkı ve adaleti savunmaktan hiç vazgeçmediler…
Önceki gece Beyoğlu Ses Tiyatrosu’nda Metin Altıok Şiir Ödülümüzü 19. kez vereceğimiz törende buluştuk…
Yaklaşık 20 yıl sonra, uzun zamandır yeniden gitmek istediğim Tunus’taydım. Doğrusu o yıllarda bu küçük ölçekli Arap ülkesinde karşılaştığım koşullar; öncelikle laik ve ilerici bir halk ile ülkenin otantik ve kültürel özelliklerini özenle koruyan yapılaşma ve turizm yönetimi başlıklarında etkileyiciydi…
Başvurmadığı makam, merci kalmamış bir ailenin endişeli ve ızdırap dolu yakarışlarına ses olmak isteyenlerin ısrarlı sorusu yıllardır havada asılıydı: Gülistan Doku’ya ne oldu?! Birden bire ne olduysa (!) devletin savcısı, polisi, karanlık ilişkiler, gizli talimatlar bir logar kapağından boşanırcasına ortaya saçıldı…