Menü
Anasayfa / Yazarlar / Eklenme: 31.03.2026 00:20

Buzlanmayan göğsümüzdeki terazi

Şehrin orta yerinde devasa bir pazar kurulmuş. Satıcıların tezgâhlarında elle tutulur hiçbir şey yok. Sadece sırçadan kavanozlara doldurulmuş fısıltılar, genzi yakan hezeyanlar ve teneke kutularda satılan ağır bir uğultu var. Alıcılar, kendi idraklerini felç edecek bu görünmez gürültüyü alabilmek için birbirini eziyor. Seslerin ağırlığı toprağı çökertiyor; havaya asılı kalan o ekşi demir kokusu soluğu kesiyor. Kalabalık, satın aldığı bu kesif gürültüyü yüzüne sürüyor, gözlerine çekiyor ve kendi rızasıyla körleşiyor. Gökyüzü yarılıp coğrafyanın üzerine ateş damlarken, aşağıda koparılan bu sağır edici kıyamet tesadüf olabilir mi?