İyi bayramlar
Selda Avcı
Milat
Bir zamanı daha, içimizde hafif bir sızıyla uğurladık. Takvim yaprakları değişirken, bayramlar da eskisi gibi gelmez oldu sanki. Oysa bir zamanlar, bayram demek; çocuk kalbinin heyecanla çarpması, gecenin bir türlü bitmek bilmemesi demekti. Arefe gününün ayrı bir kokusu vardı. Annemin rahmetli elleriyle yaktığı kına hâlâ avuçlarımda gibi… Sabah uyandığımda ilk işim, o kınanın nasıl tuttuğuna bakmak olurdu. Başucumda duran naylon ayakkabılar, belki de dünyanın en kıymetli hazinesiydi benim için. Bayramlıklarım ise hayranlıkla izlediğim birer rüya gibi… Sabahı zor ederdim, çünkü o sabah başka sabahlara benzemezdi. Gün ağardığında evin içi bayram olurdu. Annem, babam, kardeşlerim… Hep birlikte kurulan o kahvaltı sofrası,…