01
Nis
2026
Dışarıda kalan
Yağmur yağarken balıkçılar kahvesine sığınmış gazetemi okuyordum. Bir an içimin daha fazla keder alamadığını fark ettim. Patolojik umutsuzluğun altında gerçekçi olmayan bir umut vardır her zaman. Benim umudum, bir gün herkesin aynı dünyada yaşadığını fark etmesinden başka bir şey değil. Örneğin zenginlerin dünyasıyla yoksulların dünyası aynı değil. Batı ile Doğu’nun da öyle. Yine de aynı […]
25
Mar
2026
Acelemiz yok
Bayramın birinci günü Erdoğan Özmen’in ölüm haberini aldım. 90’lardan beri tanışıklığım vardı, henüz üniversite öğrencisiyken. Pek çok kişinin hayatına sihirli bir biçimde dokunduğu gibi benim için de özel bir yeri oldu her zaman. Kulağımda en çok onun “Acelemiz yok” sözü kaldı. Sonra bu söz benim de içime yer etti. Ne zaman sıkışsam, o söz gelir […]
18
Mar
2026
Kırılmayan hayaller
Kumsalda sırt üstü uzanıp yıldızları izliyordum. Arada bir yıldız kayıyor ya da öyle sanıyordum. Benim onları izlediğim gibi, onların da dünyayı izlediklerini hayal ettim. Attila İlhan’ın “yıldızlar eskidirler / onlar bizi bilirler” dizesi geldi aklıma. Belki bir gece yıldızlar yerine füzelerin üzerimden geçişini izleyecektim, dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi. Dünyanın bütün bu savaşları, katliamları durduracağına […]
17
Mar
2026
Kaykay
Gündemden biraz uzaklaşmak için kitaplığımın tozunu alırken aklıma tuhaf bir soru geldi: Bu kadar kitap benden sonra ne olacak? Bir sahafa mı gidecekler, bir depoya mı kaldırılacaklar? Umberto Eco’ya göre kitap, tekerlek ya da çatal gibi insan hayatından hiç kaybolmayacak bir nesne. Öyle mi gerçekten? Oysa sahafa ya da depoya gidecek bu kitapların her birinin bir hikâyesi […]