Mazot bitene kadar
Herkesin çok zeki, çok akıllı olduğu bir dünya hayal ettiğimde içim daralır. Böyle bir dünyada mizah olur muydu, canlılık kalır mıydı bilmiyorum…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Herkesin çok zeki, çok akıllı olduğu bir dünya hayal ettiğimde içim daralır. Böyle bir dünyada mizah olur muydu, canlılık kalır mıydı bilmiyorum…
Yakında insanlar yorgunluktan sokak ortasında düşmeye başlayacaklar diye korkuyorum. Belki başlamışlardır da biz bunu normal hayat sanıyoruzdur…
Balıkçılar kahvesinde kitaplarımın arasına gömülmüşken birden akşam oldu. Akşamın olacağına dair herhangi bir işaret de olmamıştı ya da fark etmemiştim…
Uzun bir kışın son günleri. Güneş parlıyor, kayıklar hafif dalgaların üzerinde salınıyordu…
Neredeyse Mayıs olacak ama hava hâlâ soğuktu. Teknenin içinde kazak giymeden durmak imkânsızdı…
Balıkçılar kahvesine ilk geldiğim zamanları hatırlıyorum. Cep telefonu, tablet, bilgisayar yoktu…
Hüzünlü bir şarkı çalıyor radyoda. O an bu hüzün fazla geliyor, dışarıdaki bahar havasıyla tezatmış gibi…
Yağmur yağarken balıkçılar kahvesine sığınmış gazetemi okuyordum. Bir an içimin daha fazla keder alamadığını fark ettim. Patolojik umutsuzluğun altında gerçekçi olmayan bir umut vardır her zaman. Benim umudum, bir gün herkesin aynı dünyada yaşadığını fark etmesinden başka bir şey değil. Örneğin zenginlerin dünyasıyla yoksulların dünyası aynı değil. Batı ile Doğu’nun da öyle. Yine de aynı […]
Bayramın birinci günü Erdoğan Özmen’in ölüm haberini aldım. 90’lardan beri tanışıklığım vardı, henüz üniversite öğrencisiyken. Pek çok kişinin hayatına sihirli bir biçimde dokunduğu gibi benim için de özel bir yeri oldu her zaman. Kulağımda en çok onun “Acelemiz yok” sözü kaldı. Sonra bu söz benim de içime yer etti. Ne zaman sıkışsam, o söz gelir […]