Affedersin yoldaş… Ne olur diren!
Ahmet Telli bir hastane odasında yaşam savaşı veriyor. Oysa zihnimdeki fotoğrafta doksanlı yılların başında ve bir ilkbahar akşamında…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Ahmet Telli bir hastane odasında yaşam savaşı veriyor. Oysa zihnimdeki fotoğrafta doksanlı yılların başında ve bir ilkbahar akşamında…
Hayatın bize sunduklarını kaldırmakta güçlük çektiğimiz, kendi içimize konuşsak da çözüm bulamadığımız, var olan gerçeklik karşısında elimizin kolumuzun bağlandığı zamanlar var. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Sivas katliamının senei devriyesinde dört döndüğüm, ayrıntıları hafızamda tazelediğim, yeni bir hatıra kapımı çalarsa nefessiz kaldığım o meşum günü geride bıraktım…
Bir zamanların tanınan gazetecisi Baki Süha Edipoğlu, Necati Cumalı ile ilgili anısını “Bizim Kuşak ve Ötekiler” kitabında şöyle aktarır: “Necati, on beş gün, yirmi gün, belki de bir ay merakla bekledi. Şiirleri bir türlü Varlık dergisinde çıkmıyordu…
Galeano, toplumsal bellek oluşturmada en önemli görevin yalnızca tarihçilere bırakılamayacağını söyler; sanatçılara da sorumluluğunu hatırlatır. Son yıllarda özellikle kimi belediyelerin düzenlediği edebiyat fuarları ya da festivallerin görkemli buluşmalarla bellek oluşturma adına önemli bir girişim olduğu söylenebilir…
Geçtiğimiz yüzyıl başında dünya iki büyük paylaşım savaşından kan, acı ve gözyaşıyla çıktı. Ardından da egemenler soğuk rüzgârlar arasında kalsa dahi bölgesel çatışmalar dışında yaygın bir savaş düşüncesine kendini kaptırmaktan kaçındı…
Mussolini, 9 Kasım 1926’da kendisine yapılan bir saldırıyı bahane ederek olağanüstü hal yasalarını uygulamaya koydu ve ilk iş olarak da muhaliflere gözdağı verdi. Antonio Gramsci, parlamenter dokunulmazlığı olmasına rağmen diğer komünistlerle birlikte tutuklandı…
İtalyan yazar Luigi Pirandello’nun simgesel eserlerinden biri olan IV. Henry’de gerçeklik ve yalana dair unsurlar arka arkaya sıralanarak eğlenceli bir komedi çıkar ortaya…
Dino Buzzati’nin “Tatar Çölü” romanında, askeri okuldan yeni mezun Teğmen Giovanni Drago, bir sonbahar sabahı ilk görev yeri olan ve Kuzey Krallığı’nın sınırında bulunan Bastiani Kalesi’ne gider. Günler göz açıp kapayıncaya kadar geçer…
Jose Saramago’nun “Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş” romanında günlerden bir gün ülkenin birinde ölüm, insanlardan can alma görevinden bir süreliğine vazgeçer. Öte dünyaya gidiş biletinin ortadan kalkmasıyla birlikte yaşamasından umut kesilen hastalardan, en ağır yaralılara kadar kimse ölemez…