Kendi seyrini izleyen şeyler
NATO toplantısı gerekçesiyle hak ve özgürlükler üzerinde devlet baskısı arttı. Bu sırada, milli eğitim bakanı, “Kurtuluş Savaşı” kavramının yeni müfredatta yer almayacağını söylemiş, eklemiş, “Neyden kurtuluyoruz…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
NATO toplantısı gerekçesiyle hak ve özgürlükler üzerinde devlet baskısı arttı. Bu sırada, milli eğitim bakanı, “Kurtuluş Savaşı” kavramının yeni müfredatta yer almayacağını söylemiş, eklemiş, “Neyden kurtuluyoruz…
İBB davaları sürüyor, İmamoğlu 9 Temmuz’da ne olacak, operasyon mu var diye soruyor. Medya, NATO toplantısı bitince Özgür Özel’e bir şey mi yapacaklar tartışmasına dalıyor, NATO vesilesiyle baskılar, tutuklamalar, Turkuaz operasyonu Ankara’yı bir “Potemkin köyüne” çeviriyor, popüler bir sanatçı kutsala hakaret ettiği iddiasıyla ters kelepçe ile tutuklanıyor, geçim sıkıntısı krizi derinleşmeye devam ediyor…
Amerika’da başkanlar görevi devralırken hemen her zaman John Winthrop’un ünlü, “Yeni Kudüs”, “istisna ülke”, “aşikâr yazgı” (manifest destiny) vaazını (1630) anarlar. Bu umutlu, kutsanmış başlangıç ne yazık ki gerçekte yerlileri hedef alan bir soykırım ve kölelik üzerine inşa edilen bir tarihin de başlangıcıydı…
NATO Ankara Zirvesi, ittifakın stratejik yöneliminde yapısal bir değişimi yansıtıyor. İran savaşı sonrası NATO’nun güney kanadının önemi artarken Türkiye’nin Karadeniz’e erişimi, Ortadoğu’ya komşuluğu, güçlü ordusu, gelişen savunma sanayisi, onu ittifakın vazgeçilmez aktörlerinden biri haline getirdi…
Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor. Tarih karşımıza, bir çöküşün semptomları olarak Caligula’yı anımsatan Trump’ı, Platon’un “pleonexia” dediği “doyumsuz açgözlülüğü” trilyoner Elon Musk’ı çıkarıyor…
7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu. Mutabakatın, savaşın geleceği henüz belirsiz…
Pazartesi günü şöyle bir yazıya rastladım: “İltica Hakkının Sonu- Küresel Kuzeydeki ülkeler kapılarını kalıcı olarak kapatıyor.”(Foreign Policy). Yazı “Küresel Kuzey’de” hükümetlerin sınır kontrollerini sıkılaştırdığını, hak kazanma koşullarını daralttığını, sınır dışı etme işlemlerini hızlandırdığını, gözaltı uygulamalarını genişlettiklerini, aile birleşimini kısıtladıklarını, sorumluluğu üçüncü ülkelere devrettiklerini anlatıyor…
Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi. Peki nereye gidiyor…
LSE, Harvard, Pekin, Yale üniversitelerinden, Soğuk Savaş ve Doğu Asya uzmanı tarihçi, Prof. Arne Westad kitabında (2026- Mayıs) dünya 1914 öncesindeki gelişmeleri andıran bir jeopolitik fırtınanın eşiğinde diyor…