ATEŞ ÇEMBERİNDE DİRENÇ
Ekonomi bazen rakamlarla değil, fırtınaya nasıl yakalandığınızla ölçülür. Bugün Türkiye’nin içinden geçtiği tablo tam da budur…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Ekonomi bazen rakamlarla değil, fırtınaya nasıl yakalandığınızla ölçülür. Bugün Türkiye’nin içinden geçtiği tablo tam da budur…
CHP’nin en büyük sorunu yolsuzluk değil. CHP’nin en büyük sorunu, yolsuzluğu ancak savcı kapıya dayandığında hatırlayan bir siyasi ahlaka sahip olmasıdır…
Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır aynı cümleyi kuruyor: “En az üç çocuk.” Bu cümle yıllarca küçümsendi. Kimi alay etti, kimi bunu yalnızca muhafazakâr bir aile tavsiyesi gibi göstermeye çalıştı, kimi meseleyi ideolojik polemik malzemesine çevirdi…
Yazının başlığı bu.. Tıpkı birinci sayfamızdaki haberde olduğu gibi…
Türk siyasetinde bazı isimler hiçbir zaman tamamen sahneden çekilmez. Sadece beklemeye alınır…
Türkiye bir süredir muhalefetin kurduğu yapay seçim iklimiyle meşgul edilmek isteniyor. Her gün yeni bir “sandık” çağrısı, her gün yeni bir “erken seçim” korosu, her gün yeni bir siyasi ajitasyon… Oysa Ankara’nın önündeki gerçek gündem bellidir: seçim değil, devletin tahkimi; slogan değil, istikrarın tahsisi; polemik değil, Türkiye’nin yeni jeopolitik tahkimatıdır…
Kenan Doğulu’nun Fatih Altaylı’ya verdiği röportajda kurduğu cümle, ilk bakışta bir felaketin ardından söylenmiş kişisel bir iç döküm gibi duruyor: “Los Angeles’ta evimiz yandıktan sonra komünist olmuş olabilirim. Mülkiyet diye bir şey yok artık aklımda.” Bir yangının, bir gecede evi kül etmesi; insanın eşyayla, mülkle, sahiplikle kurduğu bağı sarsar…
Trump yine sahnede. Bu kez yalnızca kurşunların arasından çıkan adam olarak değil; Amerikan derin aklının yeniden parlatmaya çalıştığı bir proje olarak…
Gazetemizin birinci sayfasında okudunuz.. Türkiye’de “sömürge valisi” olarak nitelenen Barrack, ABD’de ise “Türkiye yanlısı” olmakla suçlandı…