23
Ağu
2026
Ayşe tatile niye çıktı
TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar Paşa, geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında Kıbrıs’la ilgili konuşurken Kıbrıs Müslüman Türk halkının hak ve güvenliğinden bir taviz vermeyeceklerini belirtip “Mehmetçik orada, yüzme bilmeyen gelmesin.” demişti. Hulusi Akar Paşa’nın bu sözünün de bir mesaj şeklinde algılayıp acaba ikinci bir “Ayşe tatile çıksın…
16
Ağu
2026
09
Ağu
2026
Camideki çocuklar ve kaybettiğimiz cemaat ruhu
Perşembeyi cumaya bağlayan gece, halk arasında “cuma akşamı” ya da “cuma gecesi” olarak anılır. Eskilerin takvimiyle gün akşamdan başlar; bu yüzden cuma akşamının ve cuma yatsı namazlarının manevi bir ağırlığı, aynı zamanda kendine has bir kalabalığı vardır…
02
Ağu
2026
Hukuk, siyaset ve edebiyat
Bazı insanlar vardır ki; edebiyat, hukuk ve siyaset arenasında aynı ağırlık ve maharetle anılırlar. Hangi veçhesinden bakılırsa bakılsın, o kimliklerin her birindeki liyakati ve derinliği tebarüz eder…
26
Tem
2026
Filistin’de Kan ve Gözyaşı
Yeryüzünde zulüm devam ediyor; özellikle de İslam coğrafyasında… Adeta her yer Kerbelâ, her an âşura (Hicri Muharrem ayının 10…
19
Tem
2026
Yaşar Kaplan ve edebiyat
Yazar, çevirmen ve fikir adamı Yaşar Kaplan, Türk düşünce ve edebiyat dünyasında yalnızca telif eserleriyle değil, kazandırdığı nitelikli çevirilerle de önemli bir yer edinmiştir. Etimolojiye duyduğu ilgi, yabancı dillere olan hâkimiyeti ve farklı medeniyet havzalarını birlikte okuyabilme kabiliyeti, onun entelektüel kimliğini belirleyen başlıca özelliklerdir…
12
Tem
2026
Şebüsterî Varken Heidegger Yoktu
Öğrencilik yıllarımda Bilim ve Sanat Vakfında düzenlenen bir konferansa katılmıştım. O günlerde vakıf, Aksaray’da birkaç daireden dönüştürülmüş mütevazı bir binada faaliyet gösteriyordu…
05
Tem
2026
İbni Sina’ya dönmek
Üniversite yıllarından beri tanıdığım, aynı bölümde olmasam da ara sıra derslerine girdiğim, ilmi mahfillerdeki sohbetlerini ve konferanslarını takip ettiğim kıymetli hocamız Prof. Dr…
28
Haz
2026
Dil devriminden dil evrimine
Cumhuriyet’in ilk yıllarında, dilimizin kendi köklerine dönmesi amacıyla atılan adımlar, zamanla bin yıllık bir birikimin tasfiyesine dönüşen keskin bir müdahaleye sahne oldu. Yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan, kavramsal derinliği haiz canlı kelimeler adeta bir kültür işgaline uğrayarak lügatlerimizden koparıldı; yerlerine ise aceleyle, masa başında icat edilmiş, hafızasız ve köksüz kelimeler ikame edilmeye çalışıldı…