Temmuz ayı ve dijital diktatörlük
Temmuz, uzun ve çetin bir aydır. Bunu, yarım asırlık kendi hayatımın yaşanmış deneyimlerine dayanarak değil, fakat aynı zamanda dünya tarihinin 500, hatta 1000 yıllık yazılmış tecrübelerine dayanarak da söylüyorum…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Temmuz, uzun ve çetin bir aydır. Bunu, yarım asırlık kendi hayatımın yaşanmış deneyimlerine dayanarak değil, fakat aynı zamanda dünya tarihinin 500, hatta 1000 yıllık yazılmış tecrübelerine dayanarak da söylüyorum…
Bundan tam dokuz yıl 362 gün önce, 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye Cumhuriyeti; tarihinin en önemli olaylarından birini yaşadı. Evvelindeki dört yıl ve sonrasındaki 10 yıllık iki evrede yaşanan gelişmeleri bütünlüklü biçimde düşündüğümüzde 15 Temmuz 2016; yalnızca FETÖ/PKK/DEAŞ terör örgütleriyle mücadelemizin değil, ülkemizi hedef alan vekâlet savaşlarındaki mutlak galibiyetimizin de miladı olmuştur…
Yazının, başlıkta da yer alan ana fikrine üç ayrı yoldan varmaya çalışacağız. Öncelikle bu köşede sıklıkla yaptığımız gibi yine zamanı ve mekânı merkeze alarak NATO’nun 77 yıllık ömründe geldiği aşamayı özetleyeceğiz…
Postmodern romanın babalarından, İngiliz yazar John Fowles’un çok sevdiğim bir cümlesi vardır; “Trajedinin en iyi tarafı ondan sağ çıkabilmemizdir” der. Zamanın ruhu gereği dünya ve de ülkemiz, trajik bir dönüşüm sürecinin içinde…
“Genel olarak yargı gücü, tikeli evrensel altında kapsanacak şekilde düşünme yetisidir. Eğer evrensel yasa, zaten verili ise o zaman tikeli onun altına alan yargı gücü belirleyicidir…
İstihbaratın; iktidarla kimi zaman doğrudan kimi zaman dolaylı, ama hep derin bir ilişkisi olmuştur. Devletler, doğal olarak istihbari anlamda bilgiye, rakiplerden, yani diğer devletlerden önce erişmeyi ve dahası onu tekeline alarak başkalarının ulaşmasını engellemeyi tutkulu bir strateji olarak benimsemiş ve bu uğurda gerektiğinde can feda etmek de dâhil büyük bedeller ödemeyi göze almıştır…
Yukarıdaki başlığı, 2022 senesinin aralık ayında yayımlanmış MİT Efsanesi adlı kitabımın bir bölümünün hülasası olarak telakki edebilirsiniz. İstihbarat savaşlarının ve konvansiyonel savaşların Yirminci Yüzyıl boyunca geçirdiği tekamülün, Yirmi Birinci Yüzyıl’ın ikinci çeyreğine girdiğimiz şu evrede bize dayattığı bir zamansal hakikattir bu…
Amerika Birleşik Devletleri’nin bu yıl itibarıyla tam çeyrek bin yıllık, yani 250 yıllık tarihi vardır. Ve bahse konu tarihin yüzde 93’ü savaşlarla geçmiştir…
Yazıya Türkiye Yahudileri için yayımlanan Şalom gazetesinin 16 Aralık 2009 tarihli nüshasından yek cümlelik bir alıntıyla başlayayım: “Netanyahu, siyasi hayatının ve ömrünün büyük bir kısmını İran’ın nükleer programına ve bölgesel etkisine karşı mücadeleye adamıştır.” Peki, İsrail Demokrat Partisi’nin Lideri, eski asker Yair Golan 15 Haziran 2026’da X platformunda ne diyor: “Netanyahu! Eğer ömrünün büyük kısmını […]