Eskisi kadar kolay değil…
Kapitalizmin vahşi dünyasının “önderi” bir telaş çağırdığı savaşı ve kendi iç savaşını ürkek, titrek, kararsız füze atışlarıyla ilan etti. Heveslerinden vazgeçmiş değildir…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Kapitalizmin vahşi dünyasının “önderi” bir telaş çağırdığı savaşı ve kendi iç savaşını ürkek, titrek, kararsız füze atışlarıyla ilan etti. Heveslerinden vazgeçmiş değildir…
Büyük Rus yazar Lev Tolstoy, adıyla özdeşleşmiş romanı Savaş ve Barış’ın önsözünde Napolyon Bonaparte’ın ordusu ile General Kutuzov‘un yönettiği Rus ordusunun giriştikleri savaşı anlatırken “…milyonlarca insan birbirlerini öldürmeye nasıl kalkıştı?” diye sorar. “Kim emretti bunu onlara…
Savaş, en acımasız haliyle, dehşet saçan füzeleriyle, üstümüzde, sağımızda, solumuzda patlayan, her yere her köşeye sızan ölümün kara büyüsüdür. Büyücü, insanların var olma hakkıyla ilgilenmiyor…
Kim haklı kim haksız? Ne tuhaf bir soru bu böyle. Hem haklı hem haksız olmak mümkün değil midir? Çıkarlar çatıştığında, iş birlikleri, düşmanlıklar ve geçici dostluklar kendini göstermez mi? Dostlukların bile kendi içlerinde potansiyel düşmanlıkları barındırdığını hiç görmedik mi? Eninde sonunda kanlı savaşlara dönüşen düşmanca tutumların iktisadi nedenlere bağlandığını görürüz. Ama görünür nedenler gerçeğin bu […]
Bu yazıda otoriter yönetimlerin dünyanın geleceğini belirleyeceği yönündeki algıya aykırı görüşleri savunmaya çalışacağım. Daha baştan söylemeli, ömrünü doldurmuş kapitalizm, ayakta kalabilmek için otoriter yönetimin doğal ve kaçınılmaz olduğuna bizi inandırmak, “rızamızla” bu “en yeni” düzene boyun eğdirmek istiyor. “Başkan kaçırmak” gibi geçici “başarılarla” lekeli görüntünün arkasında ise emperyalist Batıyı etkisine almış bir panik havası var. […]