Bekçisiz köyde çalışmadan gelir
Siz deyin altı ay, ben diyeyim bir yıl. Gazetelerde birtakım reklamlar dönüyor…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Siz deyin altı ay, ben diyeyim bir yıl. Gazetelerde birtakım reklamlar dönüyor…
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçti. İsmine bakarak anlıyoruz ki kanundan önce millî tersleşme ve toplumsal parçalanmaya maruz kalmışız…
İnsan toplum yaratığıdır. Siz deyin bir buçuk milyon yıldan beri, ben diyeyim üç yüz bin yıldan beri öyledir…
İmzala, imzala… Ne yani imzalamayacak mısın? İmzalayacaksın tabii…
Siyasi partiler, farklı dünya görüşlerine sahip oldukları için siyasi partidirler. Öyle değil mi diyorsunuz…
”Kart Basan Profesör” başlıklı yazımda Gothenberg Üniversitesinin Varieties of Democracy (V-Dem) Ensitüsünden bahsetmiştim. Kaynağı “ajanslar” olan bu haberde enstitünün ismi “Çeşitlilik Demokrasisi” diye çevrilmişti…
Geçen hafta gazetelerde, benim hayatıma aidiyeti cihetiyle ilgilenmem gereken bir haber vardı: “Türkiye, akademik özgürlüğü en çok gerileyen ülkeler listesinde ilk 10’da.” Bu dipteki on ülke şöyle sıralanıyor: Nikaragua, Myanmar, Afganistan, El Salvador, Çad, Filistin ve yedinci sırada biz, Türkiye. Liste Mali, Belarus diye devam ediyor…
Partilerin bir fikri olur, değil mi? Fikri yoksa veya fikri tıpkı diğer partilerinki gibiyse… Hatta mevcut partilerden sadece birininki gibiyse yeni partinin kurulmasına gerek yoktur, değil mi…
Sadri Maksudi Arsal, 1945-1946’da Tasvir gazetesinde “İlmî Sohbetler” adlı bir köşede yazıyordu. Geçen pazar, “Siyasi Partilerin İdeolojileri” başlıklı yazısından bahsettim…