Muhalefet Yenilenirken Millî Merkez Boşalıyor mu?
Siyasette yeni bir parti doğduğunda gözler önce liderine çevrilir. Oysa asıl mesele lider değil, partinin bilinçdışıdır…
"Yazar hakkında henüz detaylı bir biyografi eklenmemiş."
Siyasette yeni bir parti doğduğunda gözler önce liderine çevrilir. Oysa asıl mesele lider değil, partinin bilinçdışıdır…
Türk toplumu son yıllarda ilginç bir döngünün içine girmiş durumda. Bir gün omuzlarda taşınan insanlar, birkaç gün sonra sosyal medyanın infaz meydanlarında yargılanıyor…
Türkiye yine ikiye bölündü. Bir tarafta Haluk Levent’i peşinen mahkûm edenler, diğer tarafta sorgulamayı dahi ihanet sayanlar var…
Dünya yeni bir Soğuk Savaş’a mı hazırlanıyor, yoksa aslında hiç bitmeyen bir korkunun yeni biçimlerini mi izliyoruz? Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nde konuşulan başlıklara bakıldığında ilk göze çarpan unsur savunma harcamalarının artırılması, yeni silah sistemleri, ortak hava filoları, yapay zekâ destekli savunma teknolojileri ve milyarlarca dolarlık askerî yatırımlar oldu…
Son günlerde yabancı basına göz atanlar ilginç bir tabloyla karşılaşıyor. Türkiye; savunma sanayii, NATO, bölgesel diplomasi, enerji koridorları ve jeopolitik etkisi üzerinden konuşuluyor…
Türkiye son yıllarda ekonomik krizlerden, dış politika sorunlarından ve toplumsal gerilimlerden geçiyor. Ancak belki de en büyük sorunumuz bunların hiçbiri değil…
Türkiye’de emek meselesi artık “kriz” başlığıyla açıklanamayacak kadar süreklilik kazanmış durumda. Kriz geçici bir durumdur; burada ise kalıcılaşmış bir yapıdan söz ediyoruz…
Türkiye’nin son haftalarda uluslararası basında aldığı yer, yüzeyde bir “yükseliş anlatısı” üretse de, derinlerde daha karmaşık bir yapıyı işaret ediyor. Dışarıdan bakıldığında Ankara; savunma sanayi kapasitesi artmış, NATO içinde daha kritik roller üstlenen, enerji ve ticaret diplomasisini genişleten bir aktör olarak sunuluyor…
Türkiye yine bir seçime doğru ilerliyor. Fakat bugün tartışmamız gereken mesele yalnızca hangi partinin kazanacağı değildir…